No Country For Old Men

11:42 Asena Günkaya 0 Comments


Selam arkadaşlar! Bu yazıyı aslında yaklaşık 10 gün öncesinde yazmam gerekiyordu ama araya başka yazılar girdi, ben bu yazıyı kısacık yazıp geçiştirmek istemedim vs.. derken bugün ancak yazabiliyorum. Artık filmin yazmak istediğim ayrıntılarını unutmadan yazayım dedim. Filmi çoğu kişi duymuştur, özellikle sinemayla ilgisi olanlar mutlaka izlemiştir. Ben de daha önce izlemiştim filmi ama çok fazla şeyi unutmuştum. Kaç sene geçti, öyle bayılmadığım için de tekrar izlememiştim. Kuzenimle izlemeye karar verince, ben de bloga yorum girerim dedim ve iyi de oldu. :) Blogdan önce izlediğim filmleri tekrar izleyip bloga yorum girerim belki bir ara. Tabi, uzun yoruma gerek gördüklerimi. Görmediklerimi "En Son Ne İzledim?" köşesinde belirtiyorum zaten. Neyse, ben yine uzatıyorum. Filmin tanıtımı ve yorumuma geçeyim artık. :)

Filmimiz, "Coen Kardeşler"in en ünlü eserlerinden. Ki benim de çok sevdiğim yönetmenlerdir. Çoğul konuşuyorum ama ayrı değil birlikte çalışıyorlar ve sadece yönetmenlik yapmıyorlar, ellerinden her iş geliyor deyim yerindeyse. :D Filmlerinde mutlaka onlara ait imza öğeler görüyoruz. Tüm filmleri içinde karanlığı ve mizahı barındırıyor. Gerçekten özgünler ve bence yönetmenlerin dünyasında ayrı bir yerdeler. :) Bu yazıya konu olan Türkçesi ile "İhtiyarlara Yer Yok" da, 2007 yılına damga vurdukları filmleri. Film, 4 önemli dalda Oscar aldı. O seneki yarışın çok iyi olmaması da etkiledi ama kesinlikle hak etmedi diyemeyiz. Senaryo, film, yönetmen ve yardımcı erkek oyuncu ödüllerini eve götürdü. 



Filmin konusundan bahsedecek olursam; bir kaçma-kovalama hikayesi aslında. Ciddi anlamda psikolojik sorunları olan bir kişinin, kirli işlere bulaşmış bir kişiyi bulmaya çalışması. Ve adamın film boyu ondan kaçması. Bir yandan polislerin ikisini de araması. Yani, herkes herkesi arıyor bu filmde. Durmaksızın bir koşuşturma var. :) Başta filmi kavramakta zorlanıyor insan, neyin neden olduğunu anlamak kolay değil. Ama zaman geçtikçe, ufak tefek sahnelerle taşlar yerine oturuyor. Tabi bence sonunda yine olaylar havada kaldı gibi ama neyse. :)) O sonu pek benimseyemedim ve filme vereceğim puanı etkiledi o son. Çok detaya girmek istemiyorum izlememiş olanlar için. Filmde bir aşk, ağır dram vs..beklemeyin. Kaçan adam da kovalayan da, ilginç bir psikolojiye sahipler ve yaptıklarının nedenlerini düşünüp duruyorsunuz film boyunca. En azından bende böyle oldu. :) Yer yer uzatılan sahneler olduğunu düşünsem ve hafif sıkılsam da, genel olarak akıcı bir filmdi. Takip söz konusuyken sıkılmak zor zaten. :) 

Filmin en beğendiğim yönleri, oyunculuklar ve görüntülerdi. O görüntülere, manzaralara hayran kaldım! "Roger Deakins" gibi bir efsaneden de bu beklenirdi. İsmini duymayanlar, şu linkten yaptığı muazzam işlere ulaşabilirler. :) Oyunculuklar da oldukça iyiydi. Filmin en güçlü yönü bu zaten. Özellikle iki ana karakter, filmi götürüyor. "Javier Bardem", harika bir iş çıkarmış! Gerçekten muazzam! Tüm filmlerini izlemedim ama izlediklerim içinde en iyisiydi. Adamı görüp de korkmamak imkansız. O psikopat bakışlar, o silah, o soruları. Artık aynı soruyu tekrar tekrar soran birini gördüğümde, hemen aklıma o geliyor. Tebrik ediyorum, çok haklı bir Oscar kazanmış. Ama diğer bir önemli rolü üstlenen "Josh Brolin" de, hiç altta kalmamış. O da yer yer yadırgasak bile, kaçan adamın ama bir yandan kendi içinde de çokça kafa karışıklığı olan adamın durumunu çok güzel yansıtmış. "Tommy Lee Jones" ise, filmin tatlısı olmuş. :) Onu görünce zaten insana hep böyle şerefli, iyi kalpli adamlar gelir aklıma. Burada da işinde iyi bir polisi, başarıyla canlandırmış. Fazla rolü olmasa da, "Kelly Macdonald" da başarıyla oynamış. Çok sempatik geldi bana nedense, Harry Potter'da "Helena Ravenclaw"u oynadığı için olsa gerek. :) İki karakterin tipleri de aşırı farklı bu arada. Bilmeyenin tanıması neredeyse imkansız. Kadro baya iyiydi kısacası, karakter odaklı bir film. Tipik bir "Coen Kardeşler" filmi. :)



Sonuç olarak, ben filmi beğendim. Farklı, pek görmeye alışık olmadığımız tarzda bir film olmuş. Özellikle filmdeki inceden mesaj içeren diyaloglar çok iyiydi. Düşündürücü cümlelerdi. Kısa bir film olmamasına rağmen, fazla sıkmıyor. "Şimdi neler olacak?" diye bekledim film boyu. Ama belki bu kadar uzun olmasa da olurmuş bence. Filmle ilgili tek eleştirim, o sonu. Açıkçası çok "pat diye" bitti. Bir anda son buldu film ve ne olduğunu anlayamadık. Belki bunu sevenler vardır, son az-çok belliydi de bir bakıma. Sonuçta, son sahneler oldukça bilgilendiriciydi. Ama yine de kesin bir son yoktu bence. Bazı şeyler, bariz havada kaldı ve hiç hoşuma gitmedi. Giriş-gelişme derken sonuca varamadık. Bu da filmi tam anlamamı engelledi açıkçası ve puan kırmama neden oldu.

Yine de, herkesin bir kez olsun izlemesini önereceğim bir film. Sırf "Neden Oscar almış bu film?" in cevabını kendiniz çözmek ve Javier Bardem'in tüyler ürperten karakterini izlemek için bile izlenebilir. İzleyenler, yorumlarınızı bekliyorum! Sizce nasıldı? Mükemmel miydi sizce yoksa sevmediniz mi? Kısa tutayım derken yine kaptırdım gidiyorum. :) Filmi iyi ki tekrar izlemişim, çoğu şeyi unuttuğumu fark ettim. Filmin IMDB sayfasına gitmek isteyenler, tıklasın. Umarım, bu uzun yazıyı okuyabilirsiniz. Hayatınızdan filmler hiç eksik olmasın, görüşürüüüüz! :)

Puanım:  photo HeartIcecream_zps6a3d20e7.png photo HeartIcecream_zps6a3d20e7.png photo HeartIcecream_zps6a3d20e7.png photo HeartIcecream_zps6a3d20e7.png

0 yorum: