Captain Phillips

18:39 Asena Günkaya 0 Comments


Ekim ayıyla birlikte, Oscar yarışına girebilecek birçok filmi izlemeye başladık. Ayrıca, Oscar yarışında yer alamayacak olan ama çok merak edilen filmler de vizyona giriyor. Bu sonbahar&kış, gerçekten sinemalar için oldukça bereketli bir dönem olacak! Geneli de gerçekten kaliteli ve izlenmesi gereken filmler. Bir sinemasever olarak, bu durumdan çok memnunum tabi ki. :) Bu sene, izleyebildiğim kadar filmi sinemada izlemeye niyetliyim. Ne kadarını başarabileceğimi göreceğiz..

Gravity (ilgili yazı için tıklayın) , Blue Jasmine (ilgili yazı için tıklayın) , Rush (ki aşırı meraktayım ama vizyonda kaçırdım, internete çabucak düşmesini bekliyorum) derken; Captain Phillips de vizyona girdi. Ben de fırsat bulur bulmaz, dün filmi izledim. Yazıyı dün yazamadım, malum blogla ilgili ufak uğraşlarım var hala. Hem de "Gecenin bi körü blog postu mu girilirmiş!" diye düşündüm. :) Bugün de evde olmayınca, yazı şimdiye kaldı.  Neyse; lafı uzatmadan, gelelim film yorumuma:

Her şeyden önce filmin gerçek bir hikayeye dayandığını belirteyim. Benim gibi yaşanmış bir hikaye olduğunu bilerek filmi izlerseniz, salondan iki kat etkilenmiş şekilde çıkacağınızı söyleyebilirim. Captain Pihillips; Tom Hanks'in uzun süre sonra Oscar peşinde koştuğu ve kendini deyim yerindeyse "hatırlattığı" bir film. Oyuncunun bu dönem vizyona girecek "Saving Mr.Banks" adlı bir filmi daha var ama Captain Phillips'in ödül yarışında çok daha iddialı olduğu kesin. Yönetmen, Paul Greengrass. Daha önce "United 93" ve "Bloody Sunday" gibi filmleri de yönetmiş bir isim. Billy Ray ise senaryo uyarlamasını yapan kişi. Gayet başarılı olduğunu düşünüyorum. Sıkıcı ve durağan bir gidişatı yok filmin.


Filmde, nakliyat amacıyla yola çıkan bir Amerikan gemisine Somalili korsanların el koyması anlatılıyor. Rehine durumu var yani. Kaptanımız Phillips; korsanlara karşı ne kadar çok dirense de, en sonunda gemisi ele geçiriliyor ve o da "fedai" sıfatıyla mürettebata zarar gelmemesi için korsanlarla gitmeyi kabul ediyor. İlk yarı, gerim gerim geriliyorsunuz. Gerçekten gerilimi ve heyecanı çok iyi yansıtmışlar. İlk yarının ortalarına doğru başlayan tempo, hiç düşmüyor. İkinci yarı ise gerilimden çok bir heyecanlı bekleyiş durumu var. "Ne olacak acaba?" diyorsunuz. Korsanların para için yaptıklarını izlerken, kaptanın çaresiz durumunu izliyorsunuz. Kaptan Phillips, çok zeki bir adam olduğu için, korsanlarla akıl oyunları oynayarak onları yenmeye çalışıyor. Tam olarak başarısız oluyor da diyemeyiz ama korsanlar da (özellikle başları) gerçekten kendilerini bu işe adamış ve para koparmak için ellerinden geleni yapıyorlar. 

Korsanları tamamen "kötü" olarak göstermedikleri için memnunum ama yine de onların hikayelerine daha çok değinilebilirdi diye düşünüyorum. Yine de filmin ilk sahnelerinde gördüğümüz korsan olmak için sıraya giren Somali halkı, empati yapmamızı kolaylaştırıyor. Filmin sonlara doğru biraz "Vay be! Amerika işte!" dedirttiğini düşünüyorum. Aşırı göze batmasa da, biraz abartılı buldum bunu. O donanma sahneleri ve bazı replikler, övgüleri toplamayı amaçlamış gibi. 

Yönetmenin hareketli sahneleri çekerken kullandığı kamera açısını çok beğendim. Karakterlerin yakın planda olduğu ve aksiyonun durmadığı sahnelerde bile kamera titremiyor, herkes net görülüyor. Keza dar ve karanlık alanlarda da oyuncuların yüzlerini iyi seçebilmemiz, iyi bir yönetmenlik olduğunun göstergesi. Oyuncuların gözlerindeki o bakışlar, çok iyi yansıtılmış. Yine de teknik dallarda öyle büyütülecek de bir iş olduğunu düşünmüyorum. Hele de Gravity gibi bir film izledikten sonra, bu daldaki ödüllerde filmin pek şansı yok bence. Ama hep birlikte göreceğiz tabi.


Oyunculara gelirsek, herkes rolünün hakkını vermiş. Tom Hanks'i öyle çok beğenen biri değilimdir, nedense bana hep mimik yapmadan oynuyormuş gibi gelir ve fazla etkilenmem sahnelerinden. Bu filmde de son dakikalara kadar, sükunetini fazlasıyla koruyan ve neredeyse sıfır mimik bir karakter vardı. Ancak tüm yeteneklerini sanki son 15 dakikaya saklamış gibi, son sahnelerde çok çok iyi bir oyunculuk ortaya koymuş. O şok halini oynadığı sahnelerde, gerçekten içiniz acıyor. Gerçekçilik çok iyi.Yani sadece o sahne için, oyunculuğuna fazla laf edemem. O sahnenin, kendisine belki de bir Oscar&Golden Globe adaylığı kazandıracağını düşünüyorum ama ipi göğüsleyebilir mi bilmiyorum. Pek sanmıyorum şahsen. Bunun dışında, Somalilileri canlandıran oyuncular da gayet başarılılardı. Özellikle liderleri rolündeki Barkhad Abdi, ilk oyunculuk deneyimi olmasına rağmen en az Hanks kadar iyi bir iş çıkarmış. Bu işle alakası olmaması şaşırtıcı! Gerçekten korsan sanabilirsiniz, o kadar iyi tavırları. Bakalım bu performans ona yardımcı dalda bir adaylık kazandırabilecek mi? Zaten film bu iki oyuncu etrafında dönüyor desek yalan olmaz. 

Sonuç olarak, şüpheyle girdiğim ama hiç pişman olmadığım ve çok kısıtlı mekanlarda çekilmesine rağmen hiç sıkılmadığım bir film oldu Captain Phillips. Olay gerçek olduğu için, farklı bir gözle bakıyorsunuz filme. Gerilimi bol,  gayet sürükleyici ve oyunculukları iyi bir film. Biraz "Amerika işte bu!" sahneleri olsa da, abartılmamış en azından. Senaryo sadece kaptanı göstererek tıkanmıyor ama korsanların hikayelerinde biraz eksiklik yok değil. Yine de herkese tavsiye edebileceğim bir film. Özellikle ödüllerle haşır neşir olan sinemaseverler, mutlaka izlesin derim. Filmin nasıl başlayıp bittiğini anlamayacaksınız bile. :) IMDB sayfasına gitmek için, tıklayın. Frgmanını izlemek isteyenler de, buraya tıklayabilir. Keyifli okumalar! :) Sizler de izlediyseniz, yorumlarınızı bekliyorum!

Filme Notum: 3.5/5

0 yorum: