GRAVİTY / ALFONSO CUARÒN

22:17 Asena Günkaya 0 Comments


Sonunda yılın birçok kişi açısından (ben de dahil) en çok beklenen, merak edilen filmine kavuştuk! Fragmanını izlediğim ilk andan beri büyük bir heyecanla bekliyordum bu filmi. Filme girerken de içimde büyük bir heyecan vardı, üniversite sınavına giriyorum sanırsınız. :) Aslında filmi dün izledim, hatta sabah 10:45 seansına girdiğimi düşünürsek ilk izleyenlerden biriyim ve gururluyum. :) Ancak aylardır evden çıkmadığım için iki gün üst üste yürümek iyi gelmedi ve feci yorgun düştüğüm için dün yazımı yazamadım. Bugün de şu, bu derken üşengeçliği bırakıp ancak yazının başına oturabildim. Neyse, tekrar filme dönelim.

Gravity, bir Alfonso Cuaròn filmi. Cuaròn, Harry Potter and the Prisoner of Azkaban ve Great Expectations gibi filmlerin de yönetmenliğini yapmıştı ve birçok kişinin oldukça başarılı bulduğu bir isim. Farklı bir vizyonu olduğu kesin. Film, sadece iki hatta çoğunlukla tek karakter üzerinden gidiyor. Bir tıp mühendisi ve astronotun yaptıkları uzay yolculuğu sırasında, mekiğin çarpan bir cisim sonucu paramparça olması ve uzay boşluğunda bu iki kişinin yapayalnız kalmasını konu alıyor. Konusu bile insanı germeye yetiyorken, filmi izlerken gerim gerim geriliyor, deyim yerindeyse nefes alamıyor, tıkanıyorsunuz. Ryan nefes almaya çalışırken, siz koltuğa yapışıyorsunuz. Bu bile bir yönetmenlik başarısıdır. Klostrofobik sahneler fazla ki ben ekstra etkilenirim, resmen nefes darlığı çektim filmde.



Filmin açılışı yukarıda gördüğünüz yazı ile oluyor. "UZAYDA YAŞAM İMKANSIZDIR." Bu sözler üzerine o ortamı düşününce, insanın nefesi kesiliyor sanki. En azından bende böyle oldu. Neyle karşılaşacağımızı bilmediğimizden, beklentimiz ve heyecanımız iki katına çıkıyor. Filmin büyük bir kısmını diken üstünde izledim zaten. Tam biraz sakinleşti ortalık diyorsunuz, bir şey oluveriyor. Spoiler vermemek adına fazla ayrıntıya giremiyorum ancak filmin gayet bilimsel bir temele dayandığını söylemeliyim. Herhangi bir absürdlük veya olağanüstü bir durum olmuyor, filmi izlemeden önce düşünüldüğü gibi fantastik herhangi bir şeyle karşılaşmıyoruz. Bu da filmin gerçekçiliğini ve haliyle etkileyiciliğini iki katına çıkarıyor bence. İnsan "Ben bu durumda kalsam, ne yapardım?" diye bolca düşünüyor.




George Clooney Matt, Sandra Bullock da Ryan isminde iki kişiyi canlandırıyorlar. Mekikle bağlantılarının kopması sonucu uzayda yalnız kalmalarından bir süre sonra bu ikili de oldukça hüzünlü bir şekilde ayrılıyor. O sahnenin içimi cız ettirdiğini söylemem gerek. Filmin geri kalanı ise, Ryan'ın kurtulma çabası. George Clooney'i daha fazla görmek isterdik ama filmin etkileyiciliği bakımından böylesi daha iyi olmuş sanırım. Ryan'ın tek başına olduğu anlar ve kurtuluşu arayış sahneleri çok gerçekçi, sizi de onun heyecanına ortak ediyor. O uğraşırken içinizden "Hadi, zaman daralıyor!" diyor veya çaresiz kaldığında üzülüyorsunuz. Bu arada filmin bir yerinde, Ryan'ın en çaresiz anında karşımıza çıkan şaşırtmayı da çok beğendim! İzleyenler daha iyi anlayacaktır, ben o sahneye gerçekten inanmıştım. Çok iyi düşünülmüş ve Ryan'ın psikolojik sınavı çok iyi aktarılmış izleyiciye. Filmin en iyi sahnelerinden biriydi.



Şu manzaraya bakar mısınız? Muhteşem! Hele bir de sinemada, dev ekranda ve 3d şeklinde izleyince büyüye daha da fazla kapılıyorsunuz. Uzaydan bir gün doğumu görüntüsü. Bunu yazıp da Emmanuel Lubezki'den bahsetmemek olmaz. Filmin görüntü yönetmenliğini yapan Lubezki, harika bir iş çıkarmış! Görsel yönden ve 3d açısından fazlasıyla tatmin edici ve hayranlık uyandırıcı olmuş film. Başta Oscar olmak üzere; ödül törenlerinde, teknik kategorilerde çok şanslı olduğunu düşünüyorum filmin ve tabi ekibin. Gerçekten hayran kalıyorsunuz o manzaralara, görüntülerin gerçekçiliğine, 3d'nin kullanımına. 

Oyunculara gelecek olursak, George Clooney kendine ait olan kısa zamanda çok iyi bir iş çıkarmış. Özellikle acil bir şeylerin yapılması gerektiği sahnelerde, ses tonunu ve vurgulamayı çok iyi kullanmış. O emir verme havasını ama aynı zamanda sakinliğini korumaya çalışan havayı yansıtabilmiş. Malesef oldukça kısa bir süre yer alıyor filmde ama o zamanın da hakkını vermiş kesinlikle. Zaten kendisini ailecek çok severiz. :) Yakın zamanda çıkacak filmlerini de merakla bekliyoruz. 


Sandra Bullock ise, filmin esas oyuncusu zaten. Ve abartmıyorum, kesinlikle kariyerinin en iyi performansını ortaya koymuş. Ben Bullock'u severim ama hep bir çizgisi, sınırı vardır. Hep bir yere kadar gider. Ne eksik, ne fazla bir oyuncudur bana göre. Romantik komedilere daha yatkın olduğunu düşünürdüm hep. Oysa bu filmde, kabuğunu kırmış ve belki de oynadığı en farklı rolde oldukça iyi bir iş çıkarmış. Panik anlarında sakinliğini korumaya çalışan hali olsun, çaresiz kaldığı anlardaki duruşu olsun çok iyiydi. Hele hele o nefes alış vermeleri, beni epey gerdi. Zaten sıkıntıya pek gelemeyen bir insanım, o sahnelerde de kalbim yerinden çıkacaktı neredeyse. Bir gün önce Cate Blanchett'i izlemesem, Oscar yolu baya açık derdim ancak şu an aday olacağından emin olsam da ödülü alamayacağını düşünüyorum. Alırsa hak etmemiş olmaz ancak Cate varken işi zor. Yine de umarım bu film onun kariyeri için bir dönüm noktası olur ve bundan sonra da böyle daha zorlayıcı rollerde, farklı filmlerde karşımıza çıkar. Böylece oyunculuğunun genel olarak sönük bulunduğu görüşünü de yıkabilir ki bence de yıktı da bu filmle.


Bunun dışında filmin soundtrack'i de çok çok iyi. Müzikler filmin o heyecanlı ve gergin atmosferine gerginlik ve heyecan katmış. Etkileyiciliği birkaç kat fazlalaştırmış. Siz de o sahneye ve Ryan'ın durumuna kendinizi kaptırıp, sinemada olduğunuzu bir an unutabiliyorsunuz. Hele son sahnedeki o müzikle, siz de karakterle birlikte mücadele ediyormuş hissine kapılıyorsunuz. Filmin sonunda ben o müziğin de etkisiyle iyice"Vay be!" olmuştum. Filmin tüm soundtrackini dinlemek için tıklayın.

Film hakkında olumsuz demeyeyim ama tereddüte düştüğüm tek bir nokta var. O da senaryosu. Gayet bilimsel, gerçekçi ve iyi bir senaryo var evet ama açıkçası daha iyisi olabilir miydi diye düşünmeden edemedim. Biraz daha farklılık olabilirmiş bence. Her ne kadar görsellik, karakter olarak çok etkileyici bir film olsa da senaryoyu biraz düz bulduğumu da söylemem gerek. Hani her şey öyle olup bitiyor. Kesinlikle kötü değil hatta gayet iyi ancak senaryo biraz daha sağlam yazılsa daha da efsane bir film izleyebilirdik diye düşünüyorum. Filmin süresi de gayet kısa bu arada. Hatta bitişte, erken mi çıktım ben diye düşündüm bir süre. Aslında gereksiz ayrıntılarla doldurulmaması daha iyi olmuş bana kalırsa. Tam kıvamında yani.

Sonuç olarak, ben filmi çok ama çok beğendim. Gerçekten son yıllarda beni en çok etkileyen filmlerden biri oldu, çıkınca bir süre etkisinden çıkamadım ki hala arada "Vay be! Ne filmdi, ne yönetmenlikti!" diye düşünüyorum. Yönetmenin de usta işi bir yapım ortaya çıkardığı kesin. Temponun neredeyse hiç düşmediği, heyecanın hep olduğu hatta zaman zaman gerilimden nefes almanızı unutturabilecek bir film Gravity. Görüntülerin gerçekçiliği ve oyuncuların da etkisiyle siz de sürükleniyorsunuz karakterlerle birlikte. Diğer filmleri henüz izlemesem de, şimdiden yılın en iyi filmi olmaya aday olduğunu söylemeliyim. Oscar adaylığı kesin ama ben ödülü de almasını çok istiyorum. Bu film hak ediyor! Özellikle de uzay hakkında fazla film yokken, bu kadar gerçekçi çok az film yapılırken ki son yıllarda neredeyse hiç yok, bu filmin değeri ve farklılığı bilinmeli. Belki de bu film sayesinde ileride uzay filmlerini daha çok görürüz. Bu arada filmin IMDB TOP 250 listesine de 43 numaradan girdiğini söyleyeyim. Bazıları bunu çok takmasa da bence önemli. Kült olabilecek bir film var karşımızda bence.

Kısacası, gidin ve MUTLAKA sinemada izleyin filmi. Hatta ben birkaç kez izlemeyi düşünüyorum. Bu filmin tadı ancak dev ekranda, 3d ile çıkar. Aldığı bütün olumlu eleştirileri hak eden bir film. Sizler de izledikten sonra yorumlarınızı belirtin lütfen, benim kadar etkilenecek misiniz merak ediyorum. Açıkçası ben, "Sinemayı işte bunun gibi filmler yüzünden bu kadar seviyorum." diye düşündüm çıkınca. O atmosferden çıkasınız gelmiyor. 

Bir eleştiriye göre oldukça uzun bir yazı oldu ama bu kadar beğeniye, herhangi bir şeyi atlamak istemedim. Bu kadar uzun yazıyı da atlamadan okursanız eğer, ekstra ekstra teşekkürler! Sinema açlığımı Blue Jasmine ve Gravity ile büyük ölçüde doyurmuş oldum ben de. :) Diğer beklenen filmler için de gün saymaya devam ediyoruz. Sabırlı okumalar ve bir sonraki yazıda görüşmek üzere! :)

Filme notum: 4.8/5 (0.2 de belirttiğim, senaryo daha sağlam olabilirdi düşüncesinden.)

0 yorum: