"Grinin Elli Tonu" Serisi / E.L.James

17:05 Asena Günkaya 0 Comments

                                                                        -KÜNYE-
                                                             Yayınevi: Pegasus
                                                             Yazar: E. L. James
                                                             Çevirmen: Sevinç S. Tezcan
                                                             Orjinal Adı: 50 Shades of Grey

Her şeyden önce; yazıma, "Atom bile parçalanır ama önyargı parçalanmaz." ne doğru bir sözmüş diyerek başlamak istiyorum. Normalde hiç önyargılı bir insan değilimdir ama bazen oluyor işte. Bazı şeylere daha çekimser yaklaşabiliyorum. Bu seri, bunun ne kadar yanlış olduğunu tekrar hatırlattı bana. Gerçekten önyargılı olmamak ve her şeye açık olmak gerek. Bu seriyi tanıtmadan önce; herkese önereceğim şey, budur. Hala benim gibi önyargıya düşüp seriye başlamayanlar varsa, "Hayat kararsızlıkla geçmez." diyorum. Nasıldı diye hep merak edeceğinize, bir şans tanıyın ve nasıl olduğuna kendiniz karar verin. Kendi yorumunuz olsun.

Neyse, ciddiyet havasını dağıtıyorum hemen. :) Bu seriyi zaten fazla anlatmama gerek yok. Duymayan kaldıysa, hangi gezegende yaşadığını merak ediyorum. :) Aslında çıkalı yıl oluyor ama yazımın girişinde de bahsettiğim gibi, hiç merak etmediğim bir seriydi benim. Ortalık yıkıldı, rekorlar kırıldı, herkes bir şeyler söyledi ama ben hiç mi hiç takmıyordum. Hem kitap okuma alışkanlığımı tekrar kazanmaya çalıştığım bir dönemdi hem de bu tarz kitapları okumam genelde. Erotik okumam şeklinde anlaşılmasın bu. Hiçbir şey anlatmadığını düşündüğüm, sadece şuraya gittim-şununla çıktım-ay ayrıldık vs.. tarzı kitapları kafa dağıtıcı olsalar bile okuyamıyorum. Olmuyor, okuyana bir sözüm yok tabi. Ben bu serinin de aynen böyle bir seri olduğunu düşünüyordum. Sadece bir ilişkinin işlendiği-erotizmin fazla olduğu-konusuz böyle basit bir kitap sanıyordum. Çerezlik olanlardan. Ama fena yanıldım! :) 

Tabi böyle düşünsem de, merak ediyordum. Bu kadar ortalık yıkılıyor sonuçta.. Çok hevesli olmasam da bir ara göz atmayı düşünüyordum. Derkeeeen, vize dönemim geldi çattı. :) Ve ben sınav dönemlerinde genelde "boş işler müdiresi" oluyorum. Çalışmamak için binbir türlü şey geliyor aklıma. :) Bu günlerden birinde,  girdiğim D&R'da göz attım ilk kitaba. Ve ilgimi çekti geçen diyaloglar. Eve gelince de dayanamadım e-kitap şeklinde indirdim serinin ilk kitabını. İşte, o noktadan sonra olan oldu sevgili okuyucularım. :) Yani o günlerdeki halimi nasıl anlatsam bilmiyorum ama okudum, okudum ve okudum.. Ki vize haftasında olduğumu hatırlatırım!! Bildiğiniz, okumaktan çalışamıyordum. Bir sayfa çalışsam, beş sayfa okuyordum. :) Sabah ezanına kadar bırakamayıp okuduğumu biliyorum. Bildiğiniz bağımlı gibiydim. VE SERİNİN TAMAMINI NEREDEYSE 4 GÜNDE BİTİRDİM! Kendime ben de inanamadım. :) Artık sürükleyiciliğini ve akıcılığını siz düşünün.. Tabi herkeste aynı etkiyi yapacak diye bir koşul da yok.

İnternette dolaşırken, çok eğlendiren paylaşımlar gördüm. Çok komik ama güzel şeyler. Duygularımızı yansıtmışlar bir yerde. :) Onları da paylaşmak istiyorum:


Giriş bölümünü ne kadar uzattım böyle! Tanıtıma doğru düzgün giremeden bir koca yazı yazdım. Söylediğim gibi, kitabı uzun uzadıya anlatmaya gerek yok. Konusunu bilmeyen yoktur sanırım. Üç kitaptan oluşan bir seri. Grinin Elli Tonu, Karanlığın Elli Tonu, Özgürlüğün Elli Tonu olmak üzere. Kısaca arka kapak yazısını paylaşıyorum sizlerle:

" Edebiyat ögrencisi olan Ana Steele, genç girişimci Christian Greyle röportaj yapmaya gittiğinde son derece çekici, zeki ve sinir bozucu bir adamla karşılaşır. Toy ve masum Ana, bu adama duyduğu arzu karşısında şaşkına döner ve adamın gizemli doğasına rağmen ona yakınlaşma arzusuyla yanıp tutuşur. Ananın güzelliği, zekâsı ve özgür ruhuna direnemeyen Grey de onu istediğini kabul eder, ancak şartları vardır...

Greyin sıra dışı erotik istekleri karşısında şoka uğayan ama bir yandan da heyecana kapılan Ana tereddüde düşer. Büyük başarısına rağmen -çokuluslu şirketleri, uçsuz bucaksız serveti ve sevgi dolu bir ailesi vardır- Grey şehvete esir olmuş ve hükmetme hırsı olan bir adamdır. Çift, cüretkâr ve tutkulu bir fiziksel ilişkiye yelken açarken, Ana, Christianın karanlık sırlarını ve kendi gizli arzularını keşfeder. "


Bu serinin sadece erotizm içeren bir seri olduğunu düşünenlere şiddetle karşı çıkıyorum! Bence, çok iyi bir aşk ve değişim serisi. Evet, erotizm var. Yok değil. Ancak, beni öyle aşırı boyutlarda rahatsız etmedi açıkçası. Bazı kısımları biraz zor okuduğum doğru, çok alışık değilim bu tarza. Ama genel olarak,  "Sadece erotizmden oluşuyor." asla demem ve kurgunun içinde çok önemli yeri olan sahneler bunlar.. Ben çok güzel bir aşk gördüm okurken. Bir adamın, sevgiye muhtaçlığı bu kadar iyi anlatılır! Aşk sayesinde değişmesi, ailesiyle olan ilişkisi.. İçime dokunan, üzüldüğüm birçok kısım oldu.  



En çok, ikinci kitabı sevdim. Karanlığın Elli Tonu'nda gerçekten o değişimi ve aşkı sonuna kadar hissettim. Erotizm içermeyen, çok naif ve çok duygulandıran sahneler vardı. İlk kitap daha tanıtıma yönelikti. Sadece erotizm var diyenler için, ilk kitabın yarısına dek böyle sahne yoktu bile! İlk kitabın sonundan sonra ikinci kitabı anında okumasam çatlardım herhalde. :) Üçüncü kitabı ise, beğenmeyenler olmuş. Karakterin yapısına aykırı şeyler vs.. denmiş ama ben katılmıyorum. Üç kitabı birlikte düşündüğünüzde, gerçekten değişimi görebiliyorsunuz. Aslında Grey'in olduğu kişi son kitaptaki kişi. En sonunda biraz evli-mutlu-çocuklu'ya döndüklerini kabul ediyorum ama ben o sahneleri de keyifle okudum. :) Bir de; aksiyon da iyi ayarlanmıştı bence. Özellikle ikinci ve üçüncü kitaplarda, çok heyecanlandığım yerler oldu. Kurguyu çok güzel oturtmuşlar. Grey'in geçmişini de yavaş yavaş öğrenmemiz iyi olmuş. Sindire sindire gidiyoruz.. Kitapların tek tek konularına girip, spoiler vermek istemem. Az-çok tahmin edilecek şeyler zaten. Çok ilginç ya da mükemmel bir konusu yok kitabın belki ama bunun işleniş şekli çok güzel.. Yazarı gerçekten takdir ettim. İngiliz yazar James'in, bu seriyle hayatı değişti resmen! Bir anda en çok konuşulan kişi oldu dünyada.

Karakterlere de değineyim. Aslında iki ana karakter üzerinden gidiyor seri. Bazılarına göre, bu çok kısıtlamış hikayeyi ama ben tersine, daha çok benimsedim. Gerçekten her detayı anlatıldı böylece ikili arasındaki ilişkinin. Anastasia'yı sevdim. Yer yer kızdım ama genel olarak en "olabilecek" şekilde hareket etti. Hatta başta, çok iyi sabrettiğini düşünüyorum. Kesinlikle, silik bir karakter de değil. Üniversite mezunu, kendi ayakları üstünde durabilen ve becerikli bir kız. Çok gösterişli değil sadece. Christian için ise.. Ne desem Allahım, ne yazsam?! Ne desem az. :) Christian Grey efsane oldu bile! Yakışıklı, karizmatik, aşırı ötesi zengin (çılgın boyutta), bekar vs vs.. Muhteşem özelliklerini yaz yaz bitmez. Ama beni asıl etkileyen; bu kadar sahiplenici tavrı, her şeyi incelikle düşünmesi ve Ana'ya gösterdiği sabır oldu. Normal bir Christian Grey davranışına aykırı o kadar şey yaptı ki Ana için, gerçekten ne kadar sevdiğini anlıyorsunuz okurken.. Zaten adam bir "Seni seviyorum." diyene kadar ben çatladım okurken. :) Ama çok güzel oldu, iyi oldu. :) İçinde çok yufka yürekli biri. Erotizm konusunda çılgın saplantıları var, evet. Ve gerçekten abarttığı yerler de az da olsa oldu. O kısımları ben de zor sindirdim ama neyse ki, çabuk döndü yanlışından. :) Zaten, eleştiremiyorsunuz bile doğru düzgün. Büyürken yaşadıklarını okuyunca, yadırgayamıyorsunuz. Bayan Robinson'dan iğrendim! Nefret ötesi ettim! Sonuç olarak; açıkçası seks bağımlısı-sapık gibi söylemlerle burun kıvıran kızların karşısına bir adet Christian Grey çıksa, hayır diyeceklerine hiç inanmam. Christian Grey'i kabul etmeyecek kadın doğmuş mudur ya?! :) Hepimizin Elli Ton'u artık o! Ayrıca, sonuçta bu bir kitap ve gerçek bir karakter değil. Bu kadarcık hayal kurmaya da hakkımız olsun, değil mi? :) Bir de, şu göz devirme olayına fena taktım! Tam olarak nasıl oluyor acaba? :) Bu seriden sonra, dudak ısırma ve göz devirme durumları benim için çok ayrı bir yerde olacak. :)



Sonuç olarak; benim bayıldığım bir seri oldu! Çok akıcı, sürükleyici, merak uyandıran ve romantik! Erotizm yok demiyorum ama kesinlikle kitabın önüne geçecek boyutta değil. Evet normal kitaplardan fazla ama konu böyle sonuçta. Bunu bilerek alıyorsunuz. Lütfen, önyargılarınızı kırın diyorum. Bir şans vermekten zarar gelmez. Okuyanların da yorumlarını bekliyorum. Siz nasıl buldunuz seriyi? 

Serideki en en en favori kısımlarımı söyleyeyim. Bunlar beni gerçekten çok etkileyen ve "derin" bulduğum, kitabın cinsel kitap tamlamasından çıktığına kanıt olacak sahneler. İlk olarak, Christian'ın evlenme teklifi! Muhteşem yazılmış bir kısımdı bence. Gözlerim doldu, ciddiyim! Koskoca Grey'in -onun gibi birinin- o anki hali, o sözleri.. Hiç unutamam. Çok çok çok güzeldi. Christian&Ana'nın sadece uyuduğu kısımların güzelliği ayrı. :) Bir de tekne sahnelerini çok seviyorum. :) Bunlar benimkiler. Aslında her sahne süper de bunlar da ayrı etkilenmiştim. Sizinkiler neler?

Alıntılara fazla dalmak istemiyorum. Çünkü, üç koca kitap olunca çok beğendiğim kısım oldu. Duygulandığım çok söz oldu. Hepsini yazmam imkansız. Hele bir "Kaçtım bebek!" olayı var ki, yani benim gibi bazı abartılı şeyleri sevmeyen birini bile etkiledi. Nasıl güzel söylenir bu kadar bir cümle! :) Sadece birkaç tane, çok dokunan alıntıyı paylaşayım: (Özellikle söylendikleri anlar ve söyleniş şekilleri mükemmel.)






Bu arada, bildiğiniz gibi serinin filmleri de çekilecek. Kaçmazdı zaten böyle bir seri! Açıkçası, Ana için seçilen oyuncuyu benimseyemedim. Tanımadığım bir isim. Çok sıradan biri gibi geldi bana ama umarım beni yanıltır filmde. Christian Grey için ise, birkaç adayım vardı ama Jamie Dornan da çok çok iyi bir seçim olmuş bence! Kendisini, "Once Upon a Time"ın şerifi olarak tanımıştım zaten. O bakışları, karakteri, Grey'in iniş-çıkışlarını çok güzel anlatacağına inanıyorum. Umarım, yanılmam. Film için, daha çok bekleyeceğiz tabi..

Buyrunuz bu da filmdeki Grey'imiz Jamie Dornan:

Bu da pek içime sinmeyen Ana'yı oynayacak Dakota Johnson: 

Beklediğimden daha uzun bir yazı oldu ama üç kitabı da yazınca böyle oluyor. Umarım, sıkılmadan okumuşsunuzdur. Sabredip, hepsini okuyanlara kocaman teşekkürler. :) Ayrıca, bu yılki Oscar adaylarının da sonunda açıklandığını hatırlatayım! Gün bitmeden, yazısını yazmaya çalışacağım. Takipte kalın! Herkese şimdiden çok güzel ve keyifli bir haftasonu diliyorum. :)

0 yorum: