*Dönemin Kaçırılmayacak Filmleri*

19:45 Asena Günkaya 9 Comments

Herkese selamlar! Uzun bir aradan sonra yine buradayım. Bu ara üşengeçliğim üzerimde olduğu için pek yazı yazamıyorum. Neyse, tekrar bahanelerimi anlatmayayım burada. :) Bugün, uzun zamandır yazmak istediğim bir yazıyı yazıyorum. Malum, sinemada sezon açıldı! Son dönemde oldukça kaliteli filmler vizyona girdi, ödül sezonu başlamasa da ısındı diyebiliriz. Dedikodular, yorumlar her yerde! Daha izlemediğimiz de birçok film var. Hazır böyle olunca; ben de bu sene ödül törenlerinde adlarını sıkça duyacağımız, benim gibi tüm sinemaseverlerin büyük merakla beklediği filmleri bir listeleyeyim istedim. Tabi ki her filmi yazamıyorum ama en merak edilenleri bulabilirsiniz. Bir kısmını izledim ama çoğunun gelmesini bekliyorum heyecanla. :) O zaman, başlayalım!

Ülkemizde şimdiye dek vizyona girmiş veya vizyonda olan filmleri yazsam mı bilemedim. Çoğu kişi izlemiştir zaten. Ama yine "yılın filmleri"nden söz ediyorsak, değinmemek olmaz. Hem izlemeyenler de olabilir. O yüzden, diğerleri kadar ayrıntılı anlatmasam da yazacağım onları da.

1) Gone Girl:
İlk sıraya tabi ki "Gone Girl"ü koyuyorum. Yılın en çok konuşulan filmlerinden olacağı kesin! Çoğu kişinin yıl sonu listelerinde yer alacak, ödül sezonunda adını çokça anacağımızı düşündüğüm bir film. Hatta en iyi film Oscar'ı için oldukça iddialı görüyorum kendisini. İlk sıraya koymamın diğer bir sebebi de, filme bayılmam. Yorumumu da hemen yapmıştım zaten, okumak isteyenler tıklasın. David Fincher'ın çok iyi bir iş ortaya koyduğunu düşünüyorum. Diğer filmlerinden daha farklı bir yerde ama kendi çizgisini de bozmamış. Aynı adlı kitaptan uyarlanan film, aslında bir psikolojik gerilim. Bir çiftin üzerinden, "Vay be!"dedirtti bana bolca. Çok ilginç karakterler var, hatta böyle bir kadın karakteri ne zamandır izlemediğimi söylemeliyim. Oyuncuların da filmin etkisinde payı büyük tabi. Uzunluğuna rağmen sıkmıyor. Ufak tefek abartılı bulduğum ve çok az da olsa sıkan yerler de var ama sonuç olarak, yılın en iyilerinden kesinlikle! Vizyondan kalktı sanırım, yine bir bakın ama sinemada olmasa da bir şekilde mutlaka bu filmi izleyin. Pişman olmayacağınıza eminim. Ödül sezonunda çok Fransız kalmak istemiyorsanız tabi. :)

2) The Judge:
İkinci sırada ise, geçtiğimiz günlerde izlediğim "The Judge" var. Film gayet iyiydi ama ödül törenlerinde ciddi kazanımlarla dönecek tarzdan değildi bence. Ama yine de adaylıkları olacağını ve özellikle oyuncu kategorilerinde ciddi şansı olduğunu düşündüğüm için, eklemek istedim. Yorumumu yazmamıştım ama "En Son Ne İzledim?" kısmında paylaşmıştım. :) Ben filmi oldukça beğenmiştim. Güzel bir hikayesi var, son dönemde pek görmediğimiz baba-oğul ilişkisine değinen bir film. Sıkmadan, bazı ailevi değerlerin önemini anlatarak ilerliyor. Yer yer çok duygulandım. Güzel manzaralar ve güzel diyaloglar var. Hukuk öğrencisi olduğum için, filmdeki dava kısımlarını ekstra beğendim. :) Diyalogların önemli olduğu bir film gerçekten, kaçırmamak gerek. Oyunculuklar da yerinde, özellikle Robert Duvall harika bir iş çıkartmış. Ödül konusunda şansı ne olur bilemem ama adaylıklar alacağı kesin ve yıl boyu adını bolca duyacağımız filmlerden. Bir bakın derim. :)

3) Magic in the Moonlight: 
Woody Allen'ın son eseri olan film, üçüncü sırada. Bu arada, sıra falan diyorum ama bu sadece yazma sırası. Filmleri sıralamadım kesinlikle ki zaten bazılarını henüz izlemedim bile. Malum, Allen genelde bir iyi bir film bir ortalama film şeklinde ilerler. Yine ezberi bozmamış. Geçen sene Cate Blanchett'a Oscar aldıran filmi "Blue Jasmine"den sonra, daha seyir zevki düşük bir film çekmiş bence. Film kötü demiyorum, değil de zaten ama fazla beklentiye girmemek lazım. İzlenip, hoş vakit geçirilip unutulabilecek filmlerden. "Madem beğenmedin, bu ödüllere damga vuracak filmler listesinde ne işi var?"derseniz, aslında haklısınız. Ama yine de söz konusu Allen olunca, en azından senaryo-belki oyuncu vs.. gibi bazı dallarda yer bulabileceğini düşünüyorum. Adaylık alamasa bile, sezonun öne çıkan ve beklenen yapımlarından biriydi sonuçta. Ben özellikle Colin Firth için izlemiştim. Kendisine ba-yı-lı-yo-rum! Filmde yine oldukça iyi ama öyle fazla önce çıkacak bir efor sarf etmediği de açık. İleride çok daha iyi filmlerde görmek istiyorum onu. :) Emma ile iyi bir ikili olmuşlar ama. İzlemezseniz bir şey kaybetmezsiniz bence ama güzel vakit geçirip, Allen'ın o hafiften toz pembe dünyasına bir göz atabilirsiniz. Allen hayranları zaten koleksiyonlarını tamamlayacaktır. :)

4) Boyhood:
Gelelim Boyhood'a. Boyhood, bu sene Filmekimi'nde izleme şansı bulduğumuz bir filmdi. Tabi ben izleyemedim malesef ama festivalin en beklenen yapımıydı belki de. Özellikle yurtdışındaki tepkiler olağanüstü, çok beğenilmiş film. Ülkemizde gördüğüm kadarıyla, beğenen de var ama abartılı bulan da. İzlemediğim için yorum yapamıyorum ama yine de bu sene ödül sezonunda adından çok söz ettireceğine eminim. Richard Linklater'in son filmi ve yönetmen Linklater olunca, herkesin beklentisi yükseliyor tabi. Bilmeyenler için, "Before.." serisinin (Before Midnight vs..) yönetmeni olduğunu söyleyeyim. Kadrosunda fazla bilindik isimler yok ancak konu itibariyle, gerçekten kalpleri feth edebilecek bir yapım. Malesef ülkemizde vizyona girmiyor film. Çok üzgünüm bu konuda. Sinemamız ve salonlarımız ne kadar gelişse de, hala yeteri kadar filmin geldiğini düşünmüyorum ülkemize. Umarım, bu durum değişir. Ama internet üzerinden filmi bulup, bir göz atın derim. Ben de en kısa zamanda izlemek istiyorum filmi.

5) The Grand Budapest Hotel:
Seveni fazla olan yönetmenlerden biri de Wes Anderson. Gerçekten de masalsı bir anlatımı var. İtiraf ediyorum, sadece Moonrise Kingdom'ı izledim ama çok beğendim. Bambaşka diyarlar gidiyorsunuz izlerken. Son filmi de "The Grand Budapest Hotel" oldu. Özellikle çok zengin oyuncu kadrosuyla ilgiyi çekti. Fragmandan sonra pek emin olamamıştım film konusunda ama izleyenlerin çoğunluğu çok beğenmiş filmi. Eğlenceli bir anlatım gibi gözüküyor. Öyle büyük çaplı bir adaylık vs.. alabileceğini sanmıyorum ama yine de bazı dallarda adını duyacağımızı düşünüyorum. Duyamasak bile, sezonun öne çıkan filmlerinden biri oldu. O sebeple izlemekte yarar var. Ben de en kısa zamanda izlemek istiyorum.

6) Fury:
Fury, yakın zamanda izlediğim ama uzun yorumunu blogda yazmadığım bir film. Fazla bir şey söylemeyeceğimi düşünmüştüm ama "En Son Ne İzledim?" kısmında, oldukça beğendiğimi belirtmiştim. Fazla izlemişliğim yoktur savaş filmi ki son dönemde de pek görmüyoruz. Ama Fury, gerçekten yeni bir soluk getirmiş bu türe. Belgesel tadında, birkaç abartı kısım hariç olabildiğince gerçekçi bir film olmuş. Kameraya alınmış gerçek bir savaş sanki. David Ayer'in iyi bir iş çıkardığını düşünüyorum. Film olarak ne gibi adaylıklar alır bilemiyorum ama toplu performans, görsellik ve belki oyuncular bakımından şanslı olabilir. Özellikle Logan Lerman'ın oyunculuğuna bayıldığımı söylemeliyim. Umutluyum ondan! Brad Pitt de her zamanki gibi. :) Uzun olmasına rağmen sıkılmayacağınızı düşünüyorum, özellikle savaş filmi severlere tavsiye!

7) Exodus: Gods and Kings:
Sırada Ridley Scott'ın son filmi var. Son işleriyle istediği başarıya ulaşamayan yönetmen, daha bildiği sulara dönmüş gözüküyor. Son dönemde, bu tarz dini ağırlıklı filmleri daha çok görür olduk. Aslında fazlasıyla merak ettiğim bir film değildi ama Christian Bale olunca, akan sular duruyor tabi! En beğendiğim oyuncuların başında gelir ve tüm filmlerini izlemeye çalışırım. :) Özellikle görsel olarak iyi bir film bekliyorum şahsen. Ülkemizde 12 Aralık'ta vizyona girecek olan film, bana kalırsa oyunculuk ve görsel ödüllerde şansını zorlayacak. Hele de bu sene çok fazla öne çıkan fazla erkek karakter ve erkek oyuncu izlemediğimizi düşünürsek, Bale'in yeni bir adaylık alması olası diyorum.

8) Big Eyes:
Ve işte benim en çok beklediğim filmlerden biri!! Tim Burton'ın son bombası Big Eyes. Konusu oldukça farklı, oyuncularını parlatacak gibi görünen ve yine Tim Burton farklılığını hissedeceğimiz bir film olacak bence. Ülkemizde umarım vizyona girer, şu an bir bilgim yok. Yoksa isyan çıkarırım! Gerçekten bu film kaçmaz. :) Christoph Waltz ve Amy Adams gibi iki iyi isim, kadroda başı çekiyorlar. İkisinin de adaylıklarına kesin gözüyle bakıyorum şimdiden. Hele ki;  fazlasıyla Amy Adams sever biri olarak, "Verin artık şu kadına Oscar'ı!" diye pankart açacağım. Çoktan hak ediyor ve her sene farklı film&rollerle bizleri şaşırtıyor. Gerçekten kariyerini çok güzel çiziyor bence. Umarım, artık adaylıklardan ödüllere geçiş yapar. Bu sene yarışın Amy Adams ve Rosamund Pike arasında geçeceğini düşünüyorum. Adams'ı izlemedim ama çok sevsem de, Pike'a karşı bu kez şansı epey zor olacak gibi. 

9) Inherent Vice:
Paul Thomas Anderson'ın son filmini ekliyorum şimdi de listeye. Oldukça dikkat çekici bir kapağı var bence. Işıl ışıl, göz kamaştırıyor renkler. "The Master" ile büyük bir hayran kitlesi kazanan yönetmen -ki benim izlediğim tek filmi- , bu kez bambaşka bir konuya yönelmiş. Henüz yurtdışında da vizyona girmedi, ülkemizdeki durumu hakkında da bir bilgim yok. Buraya da uğramasını umuyorum. Film bence, alırsa oyuncularıyla adaylık alabilir ve belki yönetmen-senaryo. Joaquin Phoenix gibi bir isim var kadroda. "Her"den sonra kendisine olan sevgim kat be kat arttı. Hala izlemediniz mi yoksa siz "Her"ü? HEMEN GİDİN, İZLEYİN! Bu kadar diyorum. :) Konumuza dönersek, Phoenix'in yanında da Reese Witherspoon var. Bu sezon bence esas "Wild" ile adından söz ettirecek ama bu film ile de neden bir adaylık almasın diyorum? Bekliyoruz şimdilik.

10) Unbroken:
Yine en merakla beklediğim filmlerden biri, "Unbroken". Angelina Jolie yönetir, Coen Kardeşler de yazarsa o film nasıl olur? Birlikte göreceğiz. Ama benim beklentim fazla. Üçü de çok sevdiğim isimler. Coen Kardeşler ne yapsa izlerim galiba. Oldukça özenildiğini okuyorum film için. Konusu gerçekten Akademi'ye göre. Oyuncu kadrosu çok ünlü isimlerden oluşmasa da, bu filmden sonra çoğunun yıldızının parlayacağına eminim. Angelina Jolie, yönetmenlik anlamında emin adımlarla ilerliyor. Gerçekten ödül almasını çook isterim, hem kadın olduğu hem de sevdiğim için. Şanslıyız ki, ülkemizde de 26 Aralık'ta vizyona girecek. Merakla bekliyorum, size de öneriyorum. Jolie'nin popülerliğini de düşününce, adından çok fazla söz ettirecektir film.

11) Into the Woods:
Into The Woods, bir kere içinde Meryl Streep'i barındırmasından dolayı heyecanla beklediğim bir yapım. İkinci olarak, müzikallere bayılırım! Üçüncü olarak da, masal dünyasında bildiğimiz karakterler canlanıyorsa; değmeyin keyfime! Sabırsızım bu film için. Türü ve konusu sebebiyle, bazılarının ilgisini çekmeyecektir ama sezonun en renkli filmi olacak bence. Ülkemizdeki vizyon tarihi belli değil ama atlarlarsa, gerçekten FAZLACA ELEŞTİRİRİM! Biz de izlemeliyiz dev ekranda böyle bir filmi. Filmin, ödül sezonunda ne yapacağını tahmin etmek güç. Bence müzik, görsellik-görüntü gibi alanlarda ve bir de oyunculuk dallarında adını duyuracaktır. Meryl Streep demek adaylık demek malum! Ayrıca, yıllardır beğenerek izlediğim ve hak ettiği değeri alamadığını düşünsüğüm Emily Blunt da aday olabilir. Bunun dışında Johnny Deep de kurt rolü ile kadroda. Mutlaka bir şans vermenizi öneririm, bambaşka bir diyara sürükleyeceğine eminim hepimizi.

12) Interstealler: 
Benim için Christopher Nolan deyince akan sular durur! Açık ara en sevdiğim yönetmen kendisi. Beğenmediğimi bırakın, az beğendiğim filmi bile yok. Hepsi muazzam işler bence. Dönemin en çığır açan beyni! Ve Akademi tarafından bir türlü yüzünün güldürülmemesini hazmedemiyorum! Adama komplo kuruyorlar resmen. Gidip yüz yüze konuşmak isterdim. "Gareziniz ne?" diye. :) Şaka bir yana, iki yıl aradan sonra geri dönüyor Nolan. Oldukça farklı ve ses getiren bir film ile hem de. Geçen seneki "Gravity"den sonra, yine uzaydayız! Fragmanı beklentileri karşılamamıştı ama bence gayet merak uyandırıcı. Kadroda, geçen senenin Oscarlı oyuncusu Matthew McConaughey(bu ismi çok mu düşündü ailesi) , Jessica Chastain, Anne Hataway ve Nolan'ın gediklisi Michael Caine gibi isimler var. Ben hala ne yazık ki izleyemedim, en kısa zamanda salona koşacağım. SİZ DE BÖYLE BİR FİLMİ SİNEMADA İZLEYİN BENCE. İzleyenler hayran kalmışlar, olumsuz yorum okumadım. Imdb'nin "Top 250" listesinde 11.sırada yerini aldı bile. Bu kez ödüller açısından şanslı olacağına inanmak istiyorum. Artık değeri bilinsin şu adamın! Ama film dışında, oyuncuların kesinlikle adaylık alacağını düşünüyorum. McConaughey ve Anne Hataway çok ciddi adaylar. Erkek yarışının sakinliği düşünülürse, MC.'nin şansı da epey yüksek. Aylar sonra sonucu göreceğiz. Şimdilik filmin keyfini çıkarmak düşüyor bize. Müzikler yine efsane isim Hans Zimmer tarafından hazırlanmış. Nasıl bir iş çıkardığını merak ediyorum. Nolan filmlerine apayrı bir etki kattığı bir gerçek müzikleri ile. Çok heyecanlıyım bu film için! Bir de, Nolan'a buradan mesajım var:"Lütfen daha sık film çek!". :)

13) Birdman:
Inarritu'nun merakla beklenen filmi Birdman de, bu yılın en beklenen yapımlarından biri. Hatta ciddi anlamda ödüllerde öne çıkacağı düşünülüyor. En iyi film yarışının, Gone Girl ve Birdman arasında geçeceğini düşünen çok. Tabi kapı gibi Interstealler var orada. :) Michael Keaton, Edward Norton, Naomi Watts gibi isimlerden oluşan zengin bir oyuncu kadrosu var filmin. Konusunun da gayet ilgi çekici ve Akademi'ye göre olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde 16 Ocak'ta vizyona girecek olan film, bu yıl en çok konuşulan filmlerden biri. Edward Norton'un en iyi oyuncu kategorisinde adaylık alacağını düşünüyorum. En iyi film adaylığı ise, kesin gibi bir şey. Mutlaka izleyin diyorum ve ben de merakla bekliyorum.

14) Foxcatcher:
Foxcatcher, aslında geçen yıl vizyona girmesi gereken ama ertelenen bir film. Nedenini şu an hatırlayamıyorum. Yönetmenlik kariyeri fazla olmayan ama özellikle Moneyball gibi kaliteli ve çok sevilen bir film çeken Bennet Miller yönetmen. Kadroda; Channing Tatum, Steve Carell ve Mark Ruffalo var. Film, gerçek bir hikayeye dayanıyor. Bu da her zaman 1-0 önde başlamak demek. Çoğu kişiyi etkileyeceğine eminim. Akıbeti ne olur bilemiyorum ama oyuncu kategorilerinde adaylık alacağını düşünüyorum bir ya da birkaç ismin. Ülkemizde ne zaman vizyona girecek bilmiyorum ama atlamazlar umarım. Öyle aşırı merak ettiğim bir film diyemem ama gerçekten adından söz ettiren bir film oldu şimdiden. Ruffalo'daki değişim de gözlerden kaçmıyor! Ki beğendiğim bir isimdir.

15) Wild:
"Dallas Buyers Club" deyince bir durup düşünmek gerek. Geçen sezon, filmin ne kadar konuşulduğu ve sevildiği ortada. Oyuncularını parlattığı da ortada. Yönetmeni Jean-Marc Vallee'nin sıradaki filmi de "Wild". Tek bir kadının yolculuğunu anlatıyor ve tek bir karaktere odaklanıyor. Bu tarz filmleri Akademi'nin de çok sevdiğini biliyoruz. Ben filmi çok merak ediyorum. Bunun bir sebebi de, Reese Witherspoon'u seviyor ve özlemiş olmam. Uzun zamandır izlememiştik kendisini. Bu yıl, birçok film ile aramıza dönüyor. Film bence, bu yıl öne çıkacak yapımlardan biri. Witherspoon'un en iyi kadın oyuncu dalında kesinlikle aday olacağını düşünüyorum. Filmi izledikten sonra, şansı hakkında bir yorum yapabilirim. Ama film, senaryo, oyuncu gibi dallarda şansı çok. Burada da kesinlikle vizyona girmeli! Böyle bir filmi kaçırmamalıyız! Merakla bekliyorum.

16) Serena:
"Serena"yı buraya koyup koymamakta kararsız kaldım. Ama oyuncu kadrosu ile adından söz ettireceğine eminim bir kere. İsimleri duyduğunuzda siz de emin olacaksınız. :) Film de gayet güzel gözüktü bana fragmandan. Karakter odaklı bir yapım olmuş gibi. Bir çiftin tanışmasından sonra olan olayları izleyeceğiz. Susanne Bier yönetmen. O da bu film ile kariyerine yeni bir sayfa açabilir. Bradley Cooper&Jennifer Lawrence yeniden birlikte! Bu ikili, gerçekten çok uyumlu bir ikili ve filmlerin aranan ikilisi oldular. Ama şahsi fikrim, bir süre aynı filmde bulunmasınlar. En azından çift olarak. Biraz tekrar gibi geliyor bana. İki oyuncunun da adaylık şansı epey yüksek. Özellikle herkesin-benim aksime- Jennifer sevgisini düşünürsek, mutlaka şans bulacaktır. Filmin diğer dallarda ne yapacağını hep birlikte göreceğiz. Ülkemizde de yakın zamanda vizyona girecek. Sabırsızlıkla bekliyorum, siz de gidip izleyin bence. Bu sezonki konuşmalara yabancı kalmayın. :)

Evet! Çok çok çok uzun bir yazı oldu. Çok uğraştım açıkçası ama değdiğini düşünüyorum. Güzel bir derleme oldu bence. Bazı filmleri atladığımı biliyorum, "Bunu neden yazmadın?" demeyin lütfen. Her filmi yazmaya kalksam, yazı bitmez veya da kimse okumaz. Ben kendimce, en merak edilen ve öne çıkacak yapımları sıraladım. Ödül törenlerinin aday listelerini bu filmler oluşturacak bence, genel olarak. Bu haliyle bile zor okunur bir yazı oldu, tamamını okuyanlara kocaman ama kocaman teşekkürler. Lütfen yorum bırakın. Filmler hakkında ne düşünüyorsunuz, en çok hangisini merak ediyorsunuz bilmek istiyorum. Siz yorum yapınca, her şey daha anlamlı. :) 

Uzun süredir yeni yazı paylaşmamıştım ama bu, uzun bir süre daha götürür herhalde. :D Umarım, yeni hafta hepimiz için çok güzel geçer. Herkese keyifli okumalar! :)

9 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Merhabalar. Dün Interstealler filmini izledim. Çoğu kişi örnek eşim  için fragman pek heyecan verici gibi gözükmese de Christopher Nolan adı benim için sinemaya gitmek için yeterlidir. O yüzden onu da peşimden sürükleyip filmi izledik. :) Filmin ilk yarısı oldukça sakindi, hatta eşim ara verildiğinde uyursam beni kaldır dedi ama ben büyülenmiş halde filmi izledim. Sonra film kaldığı yerden başladı ve bomba gibiydi! Birden patladı.  Oldukça heyecan vericiydi, yer yer hakikaten nefesim kesildi. Kalp atışlarım hızlandı. Film bittikten sonra insanın kafasında soru işaretleri oluşuyor ki Nolan filmlerinde böyle yapmayı, yani bizleri düşündürmeyi seviyor. O yüzden eşim ve ben filmi çözebilmek için biraz kafa patlatmamız gerekti. Özetle şahaneydi ve 1 kere izlemekle anlaşılacak bir film değil. Fırsat bulursam tekrar izlemek istiyorum. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle bu uzun yorum için çok teşekkürler. :) Ben de izlemek için deliriyorum gerçekten, bir türlü fırsat bulamadım. Dediğiniz gibi, Nolan ismi yeter. En kötü filmi bile bence birçok filmden iyidir. Fragman yanıltıcı olabiliyor. Çoğu kişi çok beğenmiş zaten, genelde olumlu yorumlar okudum. İlk yarısı umarım beni uyutmaz. :) Her Nolan filminde o sorular oluyor zaten, bir kez yetmiyor filmlerine. Ben de izler izlemez yorumu gireceğim, seveceğime eminim. Tekrar çok teşekkürler yorum için, hep beklerim! :)

      Sil
    2. Tekrar merhabalar. :) Fragman filmin ne anlatmak istediğine dair pek ipucu vermiyor bende bunun farkındayım zira öyle bir şey ki film resmen zincirleme sorularla dolu. Yani bir yerden anlatsa heyecanı kaçacak. Şu an bile size ipucu vermemek için kendimle savaşıyorum. :D Yani bir yandan bir şeyler anlatmak istiyorum ama bir yandan da kendime sus kapa çeneni diyorum. Filmi izledikten sonra beni anlayacaksınız. Filmin ilk yarısındaki sorular, 2.yarıda peş peşe cevaplanıyor ve işte o noktada heyecandan koltuğunuzda zor oturacaksınız. Not: Filmi izledikten sonra ben de sizin yorumunuzu okumak isterim. Fikrinizi paylaşın lütfen olur mu? :) Sevgiler.

      Sil
    3. Daha da meraklandım şimdi. Çok teşekkürler yorum için, izler izlemez yazacağım tabi.

      Sil
  3. Büyük Budapeşte Otel'i gerçekten müthiş bir filmdi. Sadece kadrosu için bile izlemeye değerdi. Ama kurgu ve serilik açısından da gayet başarılıydı. Film bittiğinde 'hadi canım ne zaman bitti bu film' diye tepki verdiğimi hatırlıyorum. Sadece, filmi dram/komedi olarak sınıflandıramadım ben. Bu demek değildir ki eğlenceli değildi. Aksine çok eğlenceli bir yapıttı fakat bana göre daha birçok sınıf altına da girebilecek bir filmdi. Bu tür yapımları sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gerektiğine inanıyorum^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten daha kadrosunu görür görmez ilgimi çekti film. Ben de merak ediyorum ama hala fırsat bulup izleyemedim. Ama en kısa sürede izlemek istiyorum. Her türden şeyler var sanırım filmde. Beğenildi de baya. İzleyince yorum yaparım ben de. :) Yorum için teşekkürler!

      Sil
  4. Merhaba, blogunuzu keşif etkinliği sayesinde keşfettim. Film önerilerinizi de izlemek için not ettim. Bana da beklerim.
    http://birguzellikhikayesi.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu etkinlikten haberim yoktu ama güzel bir şeymiş.: ) Sevdiğim filmleri yazmaya çalışıyorum, siz de seversiniz umarım. Yorum için teşekkürler, bakacağım mutlaka. :)

      Sil