Ayın Klasiği / Babalar ve Oğullar-Ivan Turgenyev

16:08 Asena Günkaya 0 Comments


Bir "Ayın Klasiği" yazısıyla daha karşınızdayım. :) Şubat ayını malesef atlamak zorunda kaldım, babaannemin durumu sebebiyle blogdan uzak kalmıştım biliyorsunuz. O yüzden Mart ayı bitmeden iki "Ayın Klasiği" yazısı yayınlamayı planlıyorum. Şubat ayında yazamadığım yazıyı da eklemiş olacağım böylece. Bu yazıları yazarken en çok, "Hangi klasiği anlatsam?" diye düşünüyorum. Çünkü, klasiklerin hepsini okumadım ve okumadığım bir kitap hakkında bir şey diyemem haliyle. Bir de, okuduklarımın da çoğunu unuttum açıkçası. Genelde orta sınıf veya lisenin ilk senelerinde okuduğum için çoğu şey aklımdan çıkmış. Bir ara tekrar okumayı planlıyorum. Yine de hisler unutulmazmış ya, ben de beğendiğimi hatırladığım klasikleri seçiyorum. Bu ayın ilk klasiği olarak pek popüler olmayan ama önemli bir klasiği seçtim: Babalar ve Oğullar.

Klasiklerin genel uzunluklarına baktığımızda,"Babalar ve Oğullar"ın daha kısa olduğunu söyleyebilirim. Bu da okunmasını kolaylaştırıyor, akıcılık da fena değil. Her klasik gibi, betimlemeler fazlaca mevcut tabi. Hatta bazen insanı sıkacak boyuta gelebiliyor bu durum. Ama klasikleri okuyorsak, bunu göze alıyoruz hepimiz ve bazı klasiklerdeki betimlemeler sıkıcı değil de gerçekten hikayeyi yansıtıcı olabiliyor.(Ör:Suç ve Ceza) Her zaman söylediğim gibi; klasikleri alacaksanız, çok kısa bir basımı almayın derim. Çok fazla seçenek var piyasada ama ince olup hemen bitsin diye kısacık basımları alırsanız, hikayeyi tam olarak anlamama sorunu olabilir. Ki "Babalar ve Oğullar" zaten fazla uzun bir klasik değil.

Eser, iki Rus olan baba ve oğul arasındaki fikir çatışmalarını anlatıyor. Bunu yaparken, döneme de ışık tutuyor ve kuşaklar arası farklara da değinmiş oluyor. Özellikle Bazarov'un düşüncelerinin, ilk Bolşevik düşüncelerini temsil ettiği görülebilir. Tabi ki bunu anlatırken, romantik öğeleri de unutmamış yazar. Aşk da mevcut kitapta ama fazla ön planda değil. Romanın, Batı dünyasında da kabul gören ilk klasiklerden olduğu söylenir. Bu da, ayrı bir önem katıyor esere ve yazara. Kitapta ve yazarın düşüncelerinde, "Nihilizm" çok ön plana çıkmaktadır. Bu konuda birçok kişiden ayrılır ve eleştiri alır Turgenyev.

Ayrıntıları hiç mi hiç hatırlamıyorum, yalan söylemeyeceğim. Ama kitabın beni sıkmadığını ve beğendiğimi net olarak hatırlıyorum. Çeviri de güzeldi okuduğum basımında. İnsanı boğan klasiklerden değil kesinlikle. Fazla uzun olmamasını da göze alırsak, mutlaka herkese okumasını öneriyorum. Her ne kadar diğer tarz kitaplar insanı bambaşka diyarlara sürüklese de, klasikler de her zaman vazgeçilmezdir ve okunmalıdır bence. Rus edebiyatının en önemli eserlerinden biri kitap ayrıca.


Yazar Turgenyev'den de biraz bahsedecek olursam, soylu bir aileden geldiğini ama ailesinin daha sonra yoksul düştüğünü belirteyim. Ayrıca, annesi çok katı bir insanmış ve köleleri cezalandırırmış. Bu da yazarın düşüncelerinin şekillenmesinde çok etkili olmuş. Ivan Turgenyev, özel okullarda iyi bir eğitim görmüş ve birçok dil öğrenmiş. Felsefe eğitimi almış. "Gerçekçilik" üzerinde yoğunlaşan bir yazar. Ayrıca, Gogol'un ölümü üzerine bir yazı yazdığını ve sansür sebebiyle tutuklanarak kısa süre hapis yattığını söyleyeyim.

Sonuç olarak, herkese tavsiye edebileceğim bir klasik. Gayet anlaşılır ve insanı boğmuyor. Sıkıcılık konusunu ise, okumadan bilemezsiniz. Siz de okuduysanız, yorumlarınızı bekliyorum. Veya varsa, klasik önerilerinizi. Birkaç gün içinde, Şubat ayında atladığım klasiği de yazacağım. Umarım güzel bir yazı olmuştur, keyifli okumalar! :)

0 yorum: