2013'ten geride kalanlar...

19:57 Asena Günkaya 0 Comments

Merhaba! 2013'ü, iki gün önceki Oscar Töreni sonucu resmi olarak kapattık. Tabi sinema anlamında. :) Bence, sinema adına çok verimli bir yıl oldu. Birçok kaliteli yapım izledik veya merak ettiğimiz serilerin devam filmlerini gördük. 2014 için de böyle bir yıl diliyorum şimdiden. Özellikle de süper kahraman filmleri bakımından bu yıldan daha da iyi bir yıl bizi bekliyor diyebiliriz.. Sırf "Avengers 2" bile, heyecanlanmama yetiyor. Malum, işin ucunda Tony Stark'ı tekrar görmek var. :)

Birkaç zamandır fazla film izleyememiştim malum sebepten.. Ama yine de izlediğim ve yazamadığım filmlerden bahsedeceğim bu yazımda. Tabi bir kısmından.. Hepsini tek bir yazıya sığdırmak çok uzun olabilir. Bölmek en iyisi.


1) RUSH : Bu yılın kesinlikle en iyilerindendi bence! İlk beşi zorlar yani, o derece. Akademi tarafından daha fazla takdir görmeliydi diye düşünüyorum. Filmin ödüllerden yana yüzü çok gülmese de, izleyen çoğu kişinin gönlünde taht kurdu diyebilirim. Gerçekten çok kaliteli bir film ortaya çıkarmış yönetmenimiz Ron Howard. Spor ile ilgili pek film yapılmıyor nedense, hele de F1 ile ilgili film bulmak imkansıza yakın. Benim de izlediğim ilk F1 filmiydi ve sıkı bir F1 fanatiği olmamama rağmen, o adrenalin ve tutkuyu hissettim filmi izlerken. Tanımayanlar için; "Melekler ve Şeytanlar", "Da Vinci Şifresi", Frost/Nixon ve "Akıl Oyunları" gibi birçok kaliteli filmin yönetmenliğini de yaptığını söyleyeyim Howard'ın. Filmin bu kadar etkilemesinin en büyük sebebi, gerçek bir hikayeye dayanması diye düşünüyorum. İzlediklerinizin gerçek olduğunu bilince, farklı bir gözle bakıyorsunuz filme ve olanlara. İki büyük pilotun arasındaki kıyasıya rekabeti konu alıyor Rush. Bu rekabetin bu kadar iyi hissedilmesinde, iki oyuncunun da rolü büyük. Thor'un yıldızı Chris Hemsworth, kariyerinin en iyi işini çıkarmış ve beni şaşırttı açıkçası. Ama benim için filmin esas yıldızı, Daniel Brühl! Gerçek anlamda muhteşem oynadığını ve Niki Lauda olup çıktığını düşünüyorum. Mimikleri vs.. çok iyiydi. Bu kadar üzülmemde etkisi büyük. Filmin en iyi noktalarından biri de, muhteşem ses ve görüntü kalitesi. Yarışlar sırasındaki motor sesleri olsun, yağmurlu havadaki görüntü kalitesi olsun; aksiyonu daha da iyi hissettiriyor. Müziklerin Hans Zimmer'e ait olduğunu söyleyince, ortaya ne kadar iyi bir iş çıkardığını söylememe gerek yok sanırım. :) Belki bu kadar kaliteli yapım olmasaydı, çok rahat Oscar yarışında yer bulabilirdi Rush. Ama olmadı. Yine de, benim unutmayacağım ve çok beğendiğim bir film oldu. F1 ile alakanız olmasa bile, mutlaka izlemenizi tavsiye ederim. Puanım da; 4.8/5


 


2) FROZEN:  Allahım! Bu filmin adı "frozen" ama nasıl içimi ısıttı anlatamam! Tam da kötü ve hüzünlü bir dönemime denk gelmişti ve iki saat boyunca bana tüm dertlerimi unutturdu. Musmutlu çıktım filmden. :) Uzun süredir izlediğim en iyi animasyondu. Disney'in de yaptığı en iyi işlerden biri bence. Chris Buck&Jennifer Lee yönetmenliğinde çekilen film, çoğumuzun bildiği "Karlar Kraliçesi Elsa"nın hikayesini anlatıyor. İki kız kardeş arasındaki bağlılık, çok güzel yansıtılmış filmde. Hele o "Olaf"ı yerimm. :)) Bu filmi bu kadar öne çıkaran baş etken, müzikleri tabi ki. Çünkü film aynı zamanda müzikal tadında. Gerçekten çok güzel şarkılar var ama favorim tahmin edileceği üzere "Let it go" Resmen aşık oldum şarkıya, sıkıldıkça evde bağıra çağıra söylüyorum. :) Oscar'da da boş dönmedi bildiğiniz gibi. Idina Menzel ses tonu ile büyülüyor. Elsa'nın "Let it go"yu söylediği sahne, filmin en iyi sahnesi. Demi Lovato da gayet iyi söylemiş tabi. Özellikle klibi çok hoşuma gitmişti. Merak edenler, tıklayabilir. Film 3D idi ama ben bu konuda pek tatmin olduğumu söyleyemem. Yine de kötü değildi. Onun dışında, filmin görüntüleri çok güzel. Soğuktan nefret eden ben bile, o kar manzaralarına bayıldım! Çok akıcı ve kesinlikle sadece çocuklara yönelik olmayan bir film. Hazır havalar da tekrar buza dönmüşken, alın elinize sıcak çikolatanızı ve "Frozen" izleyerek içinizi ısıtın derim. :) Filme puanım; 4.5/5


















3) AMERİCAN HUSTLE: Ve yılın en çok konuşulan filmlerinden biri! Ülkemizde "Düzenbaz" adıyla vizyona giren filmin yönetmeni, David O. Russell. Son zamanların popüler ve oyuncu parlatan yönetmeni diyebiliriz onun için. Filmlerinde, daha çok karakterlere yöneliyor ve oyuncularının hepsine de Oscar adaylığı kazandırmayı ihmal etmiyor genelde. :) Yönetmenin geçen sene çok konuşulan film "Silver Linings Playbook"un da yönetmeni olduğunu söyleyeyim. Filmin en büyük kozu, oyuncu kadrosu. Christian Bale, Amy Adams, Jennifer Lawrence, Bradley Cooper ve Jeremy Renner gibi birçok ünlü oyuncu var filmde. Bir dolandırıcılık hikayesinin arkasında yatanları ve dolandırıcılarımızın FBI ile işbirliği yapmasını konu alıyor film. Konusu başta benim pek ilgimi çekmemişti ama filmin, sizi hiç sıkmadan kendini izlettirdiğini ve araya eğlenceli öğeler de sıkıştırdığını düşünüyorum. Filmi gayet beğendim, emek harcandığı belli. Hele o kostümler, saçlar neydi öyle. :) Oyuncularımız çok farklı tiplere bürünmüş. Hele Christian Bale'e artık şapka çıkartıyorum, o göbek nedir!! :) Filmde en beğendiğim isim, Amy Adams oldu. Zaten çok fazla seviyorum onu. :) Bu filmde de çok iyi bir oyunculuk ortaya koymuş ama özellikle güzelliğine hayran kaldım tekrar. Bazı yerlerde gözümü ondan alamadım. Christian Bale de diğer başarılı isimdi bence. Jennifer Lawrence'ın abartıldığı kadar iyi olduğunu düşünmüyorum, geçen sene çok daha iyiydi bana kalırsa. Keza Bradley Cooper da. Ama Jeremy Renner, beni olumlu anlamda şaşırttı. Bunun dışında, müzikleri çok beğendim. Filme çok uyan ve sizi eski zamanlara götüren şarkılar seçilmiş. Ama ama ama... :) Filmi beğensem de, biraz abartıldığını düşünüyorum. Çoğu yorumda okuduğum kadar mükemmel bir film izlemedim ben. Daha çok oyuncu performanslarıyla götürüyor sanki işi. Oscar'da sıfır çekeceğini de düşünmezdim tabi! Yine de izleyip kendiniz karar verin, en iyisi. Bence; çok iyi oyunculuklar izleyebileceğiniz, bu kadar adaylığın hatrına izlenebilecek, keyifli bir film olmuş. Ama o kadar. :) Puanım da; 4/5







4) The Wolf of Wall Street: Şimdi bu filme yazacaklarım için, birçok kişi tarafından taşa tutulacağım sanırım. Ki filmin puanı, aldığı yorumlar vs.. düşünüldüğünde; "Ben de mi bir anormallik var?" diye düşünmedim değil. Ama bu yaşıma kadar ilk kez bir filmi yarıda bıraktım! Hiç yapmam ve sevmem bunu normalde ama ne kadar uğraşsam da, dayanamadım! Yok yani, işkence niyetine yapıldığını düşündüm bir ara. :) Başlarda iyi başlamıştı, birkaç güzel espriye gülmüştüm falan ama ikinci yarı cidden çöktü. Filmden beklentim büyüktü. Konusu aşırı ilgimi çekmese de, işin başında Martin Scorsese gibi bir isim vardı sonuçta. Ve son yıllardaki partneri Leo! Benim de bayıldığım Leo! Ki filmi de o götürüyor zaten.. Ama çok büyük hayal kırıklığına uğradım. Aslında filme berbat falan asla diyemem. Çok farklı kamera teknikleri, farklı bir yönetmenlik, çok iyi oyunculuklar ile farklı ve özenli bir film olduğu kesin. Anlatmak istediği şey de belki iyi hoş ama anlatım şeklini hiç mi hiç beğenmedim. Yani sanki filmde senaryo yok da, dön dolaş aynı şeyleri izliyoruz gibi geldi bana. Hep bir şeyler olacak diye bekledim ama hep aynı şeylerle karşılaştım. Ayrıca, İNSAF! Bu kadar uzun olmasına gerek var mıydı bu filmin yani? Hiç akmadı resmen. Benjamin Button'ın rekorunu kırmıştır herhalde. :) Olumsuz özellikleri dışında "Hiç mi bir şeyi beğenmedin?" derseniz, oyunculukları çok beğendim. Leo zaten döktürmüş. Kariyerinin en farklı ama en iyi performansını ortaya koymuş bence. Çok uç bir karakteri çok iyi yansıtmış. BU ADAMIN OSCAR ALDIĞINI GÖRMEYE ÖMRÜM YETECEK Mİ MERAK EDİYORUM. Leo dışında, Jonah Hill de çok iyiydi. Adaylığını sonuna kadar hak ediyor. Ve filmin en çok konuşulan isimlerinden biri de, Margot Robbie idi. Son dönemin parlayan ismi kendisi. Güzelliği ile bu parlamayı kesinlikle hak ediyor bence de ancak iyi de bir oyunculuk sergilediğini düşünüyorum filmde. Ezilmemiş yani Leo'nun karşısında. Ayrıca, filmde kısacık bir rolü olan Matthew McConaughey de çok çok iyiydi bence. Kısacık sahnesinde, tüm ilgiyi üzerine çekmiş. Toparlarsam; kesinlikle berbat bir film demem. Ama bence; oyunculukları dışında ve farklı yönetmenliği dışında çok da bir şey vermeyen bir film oldu bana. ÇOK AMA ÇOK SIKICIYDI. Yine de, birçok kişi bayıldı bu filme. O yüzden, izleyip kendiniz karar verin derim. Scorsese'nin sonraki filmini merakla bekliyoruz her şeye rağmen.. Filme puanım: 3/5  (Oyunculuklar ve kamera adına)




Evet. Bu yazıyı da burada bitiriyorum. Uzun ama güzel bir yazı oldu gibi, elime sağlık! :) Sizler de izlediyseniz bu filmleri, yorumlarınızı bekliyorum. Bakalım aynı mı düşünüyoruz bu filmler hakkında. Önerilere de açığım tabi. :) Bu yazının devamı da çok yakında gelecek. İzleyip, yorum atamadığım birkaç film daha var. Umarım sıkılmadan okursunuz. Herkese sinema dolu günler diliyorum, bir sonraki yazıda görüşürüz! :)

NOT: Anketlerimizi (sol üst ve kırmızı halı) oylamayı unutmayın lütfen! 

0 yorum: