Ruhumdaki Canavar / J.M.Darhower

17:50 Asena Günkaya 0 Comments

Yeni bir yazıyla merhaba! Nasılsınız? Bende her şey oldukça sıradan şu sıra. Okuma hızım yine düştü, Uyumsuz Serisi'ni yeniden okuyordum biliyorsunuz. Seriyi bitiremeden ikinci filmi izledim. Ama ne yapalım. Olanlar malum. Okuyasım da gelmiyor nedense son günlerde. Yaşananlar sebebiyle uzun süredir bir şey de yazamamıştım. İki gündür bunu yazacağım diyorum hep bir şey çıkıyor. Sonunda oturabildim bugün başına. Bir kitap yorumu yazıyorum. Serini ikinci kitabını okumuş ama yorumunu girmemiştim. Artık daha da bekletmeyeyim dedim. Üstünden biraz geçti ama yine de aklımda kalanları anlatmaya çalışacağım.

Kitap, tam da ilk kitabın bıraktığı yerden başlıyor. Spoiler olmaması için söylemiyorum ne olduğunu tabi, okuyanlar zaten biliyor. Seri kitaplarda genelde aradan belli bir süre geçmiş olur, bunda böyle bir durum yoktu. Garipsesem de iyi olmuş, direkt neler olduğunu okuyoruz. İlk kitap, Karissa'nın ağzındandı. Bu kitap ise, Vitale'in ağzından ki çok güzel olmuş bence, onun düşüncelerini net olarak okuyabiliyoruz böylece. Olaylar ilk kitabın sonunda baya karışmış ve çiftimiz bir yol ayrımına girmişti, burada başlarda biraz ayrı kalıyorlar. Az bir süre, ayrıntıya girmeden bu kadarını söyleyeyim. Ancak sonrası tam anlamıyla "birlikteyken ayrı olmak" gibi bir durum oluyor. Sessizlik dolu sayfalar. Vitale'in bu sıradaki düşüncelerini okuyabilmek çok değerliydi bence, biraz daha anlıyoruz adamın iç dünyasını. Karissa'nın annesi deseniz o da hayatta kalma ve kızını kurtarma mücadelesinde, aslında bu olaylarda en suçsuz olanlardan biri o. Bir de köpekleri çok tatlıştı. :)

Vitale'in sözde dostu Ray'in gerçek karakterini görüyoruz bu kitapta. Gerçekten en nefret ettiğim karakter serideki!!!! Kalpsiz adam! İlk kitapta da sevmemiştim zaten. Naz da olanlar sonucunda, bu karanlık dünyayı ve kendi yerini sorguluyor. İlk kez Naz'ın ailesiyle tanışıyoruz. Babasını özellikle sevdim. Naz gibi birinin ailesiyle konuşmalarını okumak çok hoşuma gitti açıkçası. Çoğu kirli işlerle uğraşan veya kötü olan karakterde olduğu gibi, Naz da başkalarının kurbanı olmuş biraz. Aslında tabi ki bambaşka yönler taşıyan biri. Ama şu var ki, Naz diğer karakterlerin aksine ne yaptığının bilincinde ve bu yola isteyerek girmiş biri. Bu da unutulmamalı, o beyaz atlı bir prens değil kesinlikle. Karissa ise, bu kitapta sürekli bir sorgulama içinde ve kararsızlıklarla boğuşuyor. Bundan sonra ne olacağını, ne yapması gerekiğini, aile bildiklerinin gerçek yüzünü, aşık olduğu adamın kim olduğunu.. Birçok şeyi düşünüyor. Her şeye rağmen, Naz'a aşık ve hiçbir şey bunu değiştiremiyor. Ona da acıdım açıkçası, gerçekten berbat bir durum. Aldığı karara ise, bir yanım kitap olduğu için normal gerçekte olmaz diyor bir yanım sorgulama içerisinde benim de..

Neyse, yine fazla konuştum. Gereksiz uzattım. Kitabın dili gayet akıcıydı yine, Arzu Altınanıt harika bir iş çıkarmış bu seride. İlk kitaba göre daha az olay olsa da, hiç sıkmıyor. Aksiyon daha fazla hatta bazı bölümlerde. Diğer karakterleri ilk kitaptan daha az okuyoruz, çiftimiz ön planda malum. İlk kitabın sonundan sonra zaten merak etmeyip bu kitabı almak istememek imkansız bana kalırsa, insanı en az beş dakika yerinden kaldırmayan bir sonu vardı ilk kitabın. Ben de arka arkaya okudum o yüzden, ikinci kitabın çıkmasını bekledim. İyi ki öyle yapmışım! Yalnız, kitabı okurken kesinlikle devamı olmalı diye düşündüm. Eksik kaldı bazı şeyler ve sonu da biraz yarı bitti bence. Tam bu düşünceler içerisindeyken de Yabancı Yayınları'ndan güzel haber geldi ve serinin 3.kitabının da çıkacağını öğrendik! Konu artık uzasın istemiyorum ama güzel bir şekilde toparlanıp, bağlanmalı. Birkaç eksik şey kapatılmalı. Merakla bekliyorum onu da kısacası.

Kitapla ilgili eleştirdiğim birkaç şey de yok değil. Mesela, Naz. Naz'ı çok çok sevsem de; dürüst olmak gerekirse, bu kitapta yaptığı şey -okuyanlar bilir- çok yanlıştı bence. Yanlıştan öte, Naz onca şeyden sonra bunu yapmamalıydı. Tekrar aynı hataya düşmemeliydi. Gerçekten biraz soğudum bu yüzden, Naz karakterine yakıştıramadım. Onun dışında, Karissa'yı yer yer anlayamadım. Anladık çok aşıksın da, yani biraz fazla geldi bazen yaptıkları. Tabi kitap olduğunu unutmazsak, fazla sorun olmuyor. Bir de ilk kitapta aşkı daha yoğun hissetmiştim sanki. Burada kitabın yarısında çiftimizin arasının buz gibi olmasının etkisi büyük. Evet ama yine de araları düzeldikten sonra bile biraz garip geldiler bana. İlk kitapta sürekli "aşkım,canım,iste öleyim" tarzındaki Naz dikkat ettim hiç aşkım demedi bile bu kitapta. Size de garip geldi mi bu durum? Okuduğum yorumlarda hiç böyle düşünene rastlamadım. Merak ediyorum, tek ben miyim? Lütfen yazın bana.

Bu arada, kitapla ilgili şunu da çok sevdim. Yazar öyle ince ayrıntıları düşünerek yazmış ki; olayların iç yüzünü bildikten sonra ilk kitabı düşündüğünüzde ve Vitale'in sözlerini tekrar okuduğunuzda, aslında hepsinin bambaşka anlamları olduğunu anlıyorsunuz. Mesela ilk kitapta "Seni hep bekledim."i çok hoş bir aşk cümlesi gibi yorumlarken, gerçeği bildikten sonra ona bambaşka şekilde bakıyorsunuz. Vitale'e biraz kızmıştım hatta bu yüzden. :)) 

Yani böyle. Gayet güzel bir kitaptı, ilk kitaptaki birçok şeyi çözmüş olduk bu kitapta. Çabuk okunacak, akıcı ve öyle fazla da düşünmenize gerek olmayan bir kitap. Bir seri daha doğrusu. Herkese tavsiye ederim. İlk kitapta çok eleştirilen o bazılarına abartılı gelen sahneler, ikincide hiç yok bu arada. Rahatça okunabilir. Belli bir yaş üstünün okumasını öneririm tabi seriyi. Üçüncü kitabı da sabırsızlıkla bekliyorum, umarım güzel bir final yapar yazar. Yazarın diğer kitaplarını da okumak isterim ayrıca, dilini ve yazımını sevdim.

Bir yazının daha sonuna geldik. Siz kitap-seri hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyorum. Bana tüm sosyal medya hesaplarımdan ulaşabilirsiniz. Onlarda da aktif olamadım bu ara, düzeleceğim umarım. Snapchat'i çok boşladım özellikle. :( Şimdilik bu kadar, birkaç sevdiğim alıntı ile yazıyı noktalıyorum. Yeni yorumlarda görüşürüz! :)

*Sırlar tuhaf şeylerdir. Kendinize saklarsınız; başka kimsenin duymadığı gizli düşüncelerdir. Ruhunuzun en derin kısımlarını kendinize saklayıp insanların sadece yüzeyi görmesine izin verdiğinizde diğer kişilerin size yaklaşması, sizi yakından tanıması zordur.

*Uzun zaman önce şöyle bir şey duymuştum ve asla unutmadım:Üç kişi sır saklayabilir ama eğer ikisi ölüyse.

*İnsanlar hata yaparlar. Bazen hoşuna gitmeyen, senin yapmayacağın şeyler yaparlar. Ama bu onlardan vazgeçmen, o insanları hayatından çıkarman gerekiyor anlamına gelmez. Çünkü nefes aldığı sürece herkes için hala bir umut vardır.

*Derler ki intikam peşindeysen iki mezar kaz: biri kendin için, diğeri intikam alacağın kişi için... / Ki bu söz benim gibi Revenge izleyenler için ekstra anlamlı. :)

*Sırf Karissa yüzünden bir gecede yüzseksen derecelik dönüş yapmıştım. 
Sadece tenime işlememiş, bütün organlarıma nüfus etmiş, bir hastalık gibi her bir hücremi sarıp sarmalamıştı.



*Kimse, yaşıyor olduğuna öleceğini sanmış birinden daha çok minnettar olmazdı.

0 yorum: