THE IMİTATİON GAME / YORUM

16:35 Asena Günkaya 2 Comments

Normalde dün yazacağım yazıyı bugün yazıyorum. Blogun temasını-düzenini değiştirme gibi bir fikrim uzunca zamandır vardı ama hiç anlamadığımdan bulaşmıyordum. Ama artık adam gibi bir tema olması gerektiğini düşündüm, iki gündür hiçbir şey yapmadan template arıyorum. Haliyle yazıyı da giremedim. Bugünkü yazının konusu; senenin en ses getiren ve en iyi işlerinden biri olan, gerçek bir hikayeye dayanan ve Oscar Ödülleri'nde çokça adaylığı bulunan "The Imitation Game". Bizde vizyona giren adıyla "Enigma". Aslında filmin orjinal adı da bu olabilirmiş bence.

Filmi yaklaşık 1 hafta önce izledim ve tekrar "Böyle kaliteli film izlemenin keyfi başka."diyerek çıktım salondan. Film; daha önce de dediğim gibi, gerçek bir hikayeden alınmış. Alan Turing adındaki zeki -hatta dahi- bir matematikçinin 2.Dünya Savaşı'nın kaderini nasıl değiştirdiğini görüyoruz. Savaş tüm şiddetiyle sürmektedir ve Almanlar gizli bir haberleşme ağı ile kimse öğrenmeden her gün çeşitli baskınlar düzenlemektedir. Her gün farklı kodlarla bunu duyurmalarına rağmen kimse bu kodları çözemiyor. Makine sayesinde bu kodlar kesinlikle çözülmesi imkansız bir halde. İşte biz buna "Enigma" diyoruz. Ülkenin her yerinden çok saygın bilim insanları, profesörler toplanıyor. Görevleri Enigma'yı çözmek. Alan da, bu durumu öğreniyor ve başvuruyor. Daha doğrusu, bir şekilde kendini kabul ettiriyor diyeyim. :) Yetki ona veriliyor ve o da kendi ekibini kuruyor. Zorlu bir bulmaca hazırlıyor ve ülkede dağıtıyor. Joan da bunu kısa sürede çözen ilk kadın olarak, ekibe dahil olmayı hak ediyor. Film aslında buradan sonra tam anlamıyla başlıyor diyebiliriz.




Sonrasında neler olduğunu anlatmayayım, heyecanı kaçmasın ama tempo bir an olsun düşmüyor Bunu söyleyebilirim. Olay aslında sadece kodları çözmek değil. Bunun sonuçları da olacak elbette. Kesinlikle sıkılmıyorsunuz bir kere. Heyecan hep var. "Şimdi ne olacak?" düşüncesiyle izliyorsunuz filmi. Yönetmeni gerçekten başarılı buldum, hızlı tempo ve akışı çok güzel yansıtmış. Morten Tyldum, yönetmen bu arada. Filmin müzikleri gayet iyi. Hafif karanlık görüntüler çok iyi yakalanmış. Ayrıca, savaşın o kasveti de şehre çok iyi yansımış. Ben böyle tarihi bilgiler de içeren filmleri severim, belgesel tadında olmayacam ama. Burada da 2.Dünya Savaşı hakkında bilmediğim şeyleri öğrenmek çok güzeldi. Tabi Turing'i de tam olarak bildiğim söylenemez. Günümüz bilgisayarlarının çıkış noktasını gördük filmde ve bu gerçekten ilginçti.

Oyuncuların hepsi iyi iş çıkarmışlar. Keira Knightley'i zaten çok severim, o zeki ama sosyal kadın tiplemesini çok güzel yansıtmış. Matthew Goode'u da baya beğendim ben. Benedict ise, tamam güzeldi. İyiydi, gayet başarılı bir iş çıkarmış ama bence abartılacak bir yanı da yoktu oyunculuğunun. Adam ne oynasa bir "Sherlockvari" hava seziyorum, bu seçtiği filmlerle de alakalı olabilir. Tamamiyle farklı bir rolde de görürüz umarım onu kısa zamanda. Film, yer yer sizi üzüyor. Savaş dönemi sonuçta. Boğazınıza bir yumru oturuyor. Yer yer gerçekten şaşırtıcı gelişmeler oluyor. Aynı zamanda, oldukça eğlenceli bir tarafı da var bence. Espriler, komik sahneler hiç az değil. Her duygudan biraz vardı yani filmde ve siz ne olduğunu anlamadan bitireviyor, o denli sürükleyici.



Sonu hakkında sadece biraz emin değilim. Açıkçası birkaç ufak şey daha olabilir miydi diyorum. Mesela; izleyenler anlayacaktır, Joan ile Alan arasında son bir konuşma olmasını isterdim. Sonu gerçekten üzücü ayrıca. Zaten "Alan Turing"i tanıyanlar biliyordur. Gerçekten hüzünlü, adamın aslında hiç hak etmediği bir sona gittiği bir final sahnesi var. Sonuç olarak; yılın en iyilerindendi kesinlikle. Her adaylık hakkıdır. Çok kaliteli ve öğretici de bir film. İzlemeyen herkese mutlaka öneririm. Böyle kaliteli filmler, insanın sinema aşkını arttırıyor. Benedict severlerin zaten filmi kaçırmadığını düşünüyorum. IMDB sayfasına ulaşmak isteyenler, tıklasın. Yorum bırakmayı unutmayın. Sonraki yazıda görüşürüz. :)

Puanım: 5/5

2 yorum:

  1. Film hem kurgu olarak hem de oyuncuların kalitesi ile çok başarılıydı. Dünyada her zaman birileri için faydalı olmuş insanlar ya geri planda bırakılır ya da üzerlerine kötü bir damga konularak yaptığı iyilikler unutulur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katılıyorum, kesinlikle izlediğim en kaliteli filmlerden biriydi son dönemde. Malesef genel olarak haklısınız.. Yorum için çok teşekkürler. :)

      Sil