FİFTY SHADES OF GREY / FİLM YORUMU

18:45 Asena Günkaya 6 Comments


Başlığı görünce birçok kişinin "Sonunda!" dediğine eminim. :) Ben de böyle düşünüyorum inanın. Filmi izleyeli baya bir zaman geçti ve biz burada Grey'den bahsediyoruz. Hemen yorumlamalıydım aslında ama yapamadım. Filme gitmeden de gittikten sonra da kafam oldukça karışıktı. Tam olarak nasıl bulduğumdan emin değildim. Ben de yanlış bir yorum yapmamak için, sıcağı sıcağına yazmadım. Sonra da internet gitti derken bugüne kaldı yazı. Şimdi daha net bir fikrim var film hakkında ve rahatça söyleyebilirim içimdekileri. Umarım, bazı şeyleri unutmam tabi. :)

Aylarca bekledik.. Belki de Twillight-Avengers gibi filmlerden sonra tüm dünyanın merakla beklediği ilk filmdi. Kitabı bilmeyen yok zaten ama okumayanlar bile filmi bekliyordu. O ilk fragmanı izlediğimdeki heyecanım hala aklımda. Yazısı da var zaten, bakabilirsiniz. Fazla bir şey ummazken, fragman beni şaşırtmıştı. Bayılmıştım iki fragmana da. Filmden birçok kişinin tam tatmin olmamasının baş sebebini de buna bağlıyorum hatta. Fragmanlar çok özenilmişti ve beklentiyi yukarıya çekti. Neyse, filme geçelim artık. İlk günlerinde gidemesem de, ilk fırsatta izledim ben de filmi. Hatta yanımda sanırım 18 yaş altı iki kız vardı, filme girerken fark etmediler yaşasın diyip duruyorlardı. :) Kitaptan da haberleri yok belli ki, şimdi sonunda ayrılırlarsa çok üzülürüm diyordu kız. :D Bir ara söylesem mi dedim de sustum sonra. :D Ay hala yoruma geçemedim!

Öhö öhö! Evet, başlıyorum. Yönetmen; Sam Taylor Johnson. Bir kadın olarak, önemli bir sormluluğun altına girmiş ve kadın gözüyle bakması güzel olmuş filme. Şimdi bir kere; her şeyden önce, kitap uyarlamalarının asla kitap gibi olmayacağını bilmek ve anlamak lazım. Ona göre izlemek lazım filmi. Kitapta 400-500 sayfada anlatılan olayların iki saate sığdırılması imkansız. İki part olabilirdi belki ama o zaman da çok bölünürdü bence, gerek yok. Ayrıca dünya üzerinde herkesin beğendiği bir şey var mıdır bilmiyorum. Yapılan her şeyde, illa ki bir beğenmeyen çıkar. Yani herkesi tatmin etmek de imkansız. Buna uğraşmaya gerek yok o yüzden. Ama yine de ellerinden geleni yapmış bence ekibimiz, kızdığım çokça şey olsa da. Sonuca baktığımda, fazla ve haksız eleştirildiğini düşünüyorum. Konuyu anlatmama gerek yok zaten. Olayları bilmeyen yok sanırım. Kitaba çoğunlukla sadık kalındığını söylemeliyim. Tabi karakterler üzerinde hafif oynanmış ama onun dışında eksikler olsa da, kitaba ters düşen fazla şey yoktu en azından.




Karakterler üzerinde oynanmış dedim. Ana kitaba kıyasla çok daha cesur, atik ve eğlenceli gösterilmiş. Bence iyi olmuş bu. Çünkü, kitaptaki hafif salak-insanı zaman zaman bayan Ana'yı görmek istemezdim. Christian ise, kesinlikle kitaba göre daha kapalı ve soğuk yansıtılmış. Tabi bunun diyalog eksikliği de alakası var ama yine de kitaptaki gibi bir "oyuncu" Christian beklemeyin. Duygusuz demiyorum ama daha soğuktu. Kitabı okumayanlar onu tam olarak tanıyamayacak malesef. Diğer karakterleri oldukça beğendim ama. Kate ve Elliot çok eğlenceli iki karakter olmuş! Kate ile Ana'nın daha çok sahnesi olsun isterdim, kitapta aralarında çok güçlü bir ilişki var çünkü. Filmde bu biraz yüzeysel geçilmiş, yine de oyuncu seçimleri çok iyi olmuş.

Filmin ilk sahnesi olay benim için! "I Put A Spell On You" gibi bayıldığım bir şarkıyla ( harika bir yorumla ayrıca ) ve şehir görüntüsüyle çok güzel bir giriş olmuş filme. Şöyle oluyor, sonra böyle oluyor diye bir şey anlatılmaz bu film için. Her şey ortada. Oyunculardan gidersek, Dakota bence harika bir Ana olmuş! Onun o sakar, çekingen ama bir yandan ne istediğini bilen hallerini çok iyi yansıtmış. Kahkahasına bayıldım özellikle, o gülünce benim de gülesim geldi film boyu. :) Jamie ise.... Jamie'ye laf eden çarpılır dermişim. :D Bence dış görünüş olarak kusursuz bir Christian! İçte de çoğunlukla o karaktere özgü şeyleri yansıtabilmiş diyebilirim. Bir kere adamın bakışları çok fena, beni benden aldı yani. :) Christian'ın o gizemini, kontrolcülüğünü (ki kitaba göre bu baskın değildi) , zevk aldığındaki o yüz şeklini çok iyi yansıtmış. Sadece, birazcık bazı yerlerde tutuk bulduğumu söylemeliyim. Hani bazı yerlerde sanki iyi oynamak için kasmış gibi bir görüntüsü vardı. Konuşurken o kadar dikkatliydi ki, tane tane konuşurken fazla duraksıyor gibiydi bazen. Ama bunlar öyle büyütülecek şeyler değil. Fazla rahatsız etmedi beni yani. Daha iyi olacağını düşünüyorum, ilk bu çapta büyük rolü sonuçta. Ki kesinlikle kötü demem, senaryo da etkili onun böyle olmasında. Çünkü dediğim gibi Christian filmde daha soğuk yazılmış ve diyaloglar az. 

Filmle ilgili en büyük eleştirim de bu. Konuşmalar yetersizdi bence .Christian kitabın aksine çok sessizdi. "Laters, baby!" i duymak çok güzeldi ama bir iki kez daha söyleseydi keşke. :) Ana'ya karışmasını da geçtim, okuyan herkes bilir ki seks sırasında Christian'a özgü cümleler vardır. Büyüyü bozmamak adına mı susturmuşlar bilmiyorum ama yanlış olmuş bence. Ana ile de daha çok diyalogları olabilirdi, biraz yetiştirmek için yüzeysel geçmişler gibi geldi. Onun dışında, sahne geçişleri biraz daha yavaş olabilirdi. Daha doğrusu, bütünlük daha iyi yakalabilirdi. Bir sahne tam bitmeden hop başka bir sahneye atlanmış birkaç bölümde. Ve en en en üzüldüğüm şey, bazı mutlaka olmalı dediğim sahnelerin olmamasıydı. Başta da yazdığım gibi, her şeyin olması imkansız ama bazı "olmazsa olmaz" şeyler vardır bence. Birkaç sahneyi göremeyince, resmen deli oldum izlerken. "Nasıl olmaz?" dedim durdum. Olayın sırf seks olmadığını, Christian'ın aslında ne kadar duygusal olduğunu anlatan çok güzel şeyler vardı kitapta. Mesela Christian Ana'yı iş yerinde ziyaret ettiğinde giderken söylediği "İyi ki röportaja sen gelmişsin" cümlesi. Ya da EN BÜYÜĞÜ VE BENİ EN KIZDIRANI Christian'ın Ana'nın evinden gittikten sonra geri dönmemesi! KESİNLİKLE DÖNMELİYDİ! BU BÜYÜK BİR EKSİKTİ BENCE! Bu tarz birkaç önemli noktanın olmaması çok üzdü. Ayrıca, kitabı okumayanlar filmden tam tadı alamayacaktır. Sanki sırf kitabı okuyanlara özel birkaç şey vardı. Örneğin, Christian'ın ailesiyle yemeğe giderken Ana'ya "Her şey tamam mı?" diyor Christian ve Ana da "Evet." diyor. Aslında oradaki olay farklı, bunu okuyanlar bilir. Bu gibi birçok şey vardı ama ben bazıları gibi abartmayacağım. Yukarıda yazdığım 2-3 sahne olmazsa olmazdı bence ama diğer olmayan sahnelerin eksikliğini o kadar hissetmedim. Şunu koy bunu koy onu da koy deseler, 4 saatlik film olması gerekirdi çünkü.




Filmi çok yermiş gibi oldum. Olumlu şeyler de vardı tabi. Bir kere müzikler EFSANEYDİ! Filmin en iyi yanıydı kesinlikle. Sözler, sahnelerle uyum, şarkıların güzelliği.. Harikaydı. Görsellik çok güzeldi. Christian'ın evi harika düzenlenmiş, çok etkileyici. Keza şirketi de. Charli Tango sahnelerine bayıldım! Filmde en keyif aldığım kısımlardı, müzikle de birleşince insana bir mutluluk geliyor. Kuş olup uçası geliyor o sahnelerde. :) Ana ve Christian'ın kıyafetleri çok iyi seçilmişti. Bunun gibi görsel şeylerde hiçbir sorun yoktu yani. Senaryo daha iyi olsa ve biraz da geçişler yumuşak olsa, ortaya dört dörtlük bir film çıkabilirdi.

Erotizme değinirsem. Açıkçası ben filmi çok çok az erotik buldum. Yani hiç de öyle abartılacak, +18 denecek bir durum yoktu bence. Gerçekten yumuşak bir filmdi. Son kısımları saymazsak, +18'e gerek dahi yok. Kitaptaki birkaç şey atlanmış tabi, bunları okuyan bilir ve belki filmde olmaları "ağır" kaçabilirdi. Yani filme porno gözüyle bakanlara, bir gözlük öneriyorum. İzlemeden yorum yapmak gerçekten çok kötü bir şey. Birkaç şeyi çıkarırsak, günümüz aşk filmlerinde olandan fazla bir cinsellik yoktu bana kalırsa.



Yine çok kısa bir yazı yazmışım gerçekten. :D Sonuç olarak, ben filmi beğendim ve izlerken keyif aldım gerçekten. Sıkılmadım. Ama birkaç sahnenin olmayışı, bazı diyalogların eksikliği gerçekten de üzdü ve puan kırmamı sağladı. Fazla beklentiye girmişiz sanırım. Hani kesinlikle kötü değildi ama isteseler daha efsane bir film çıkabilirdi ortaya. Yine de, ben çoğu kişinin aksine filmi gayet güzel buldum ve özellikle kitabı okuyan herkese öneririm. Seri olması da işin güzel kısmı. İlk filmdeki tepkilerden, yanlışlarını fark edeceklerini ve ikinci filmi çok daha iyi yapacaklarını düşünüyorum. Buna inanmak istiyorum zira benim de favorim ikinci kitap. :) O kötü olursa baya söylenirim, çok sahne var çünkü olması gereken. Yönetmen değişebilir deniyor ki bence de iyi olabilir. Senaryo düzenlensin lütfen, oyuncular zaten kendilerini geliştirecektir. Tabi çok bekleyeceğiz gibi, 2017 söylentileri doğruysa vay halimize! Umarım, seneye yetişir ama gerçekten değecek ise, ben beklemeye de razıyım. Filmden çıkan mükemmel sahneler de, DVD'de olacaktır. Onu da sabırsızlıkla bekliyorum birçok kişi gibi.  Keşke film bir 15 dk daha uzun olsaydı da, birkaç sahne daha olsaydı diyor insan. Çok da uzun bir film değildi, 15 dk daha olabilirdi. Neyse artık, olan olmuş.

Filmi izlemeyen kalmadı sanırım. Siz nasıl buldunuz? Yazın, tartışalım. İkinciyi izlemem falan diyen yoktur sanırım? Yönetmen değişimi hakkında ne düşünüyorsunuz? Ben yorumu istmeden baya uzatmışım. Hepsini okuyanlara ekstra teşekkürler! Uzun zamandır aklımdaydı bu yazı, aradan çıkardığım için rahatladım. Son olarak, filmden en sevdiğim üç şarkıyı da paylaşarak bitiriyorum yazıyı. Gözlerinizi kapayın ve dinlerken filmi tekrar yaşayın. :) Herkese keyifli okumalar ve güzel hafta sonları! :)

Puanım: 4/5
Açıkçası filmin hakkı üç kalpti. Samimi olacaksam, doğrusu bu. Ama seriye olan aşkım, Jamie ve güzel müzikler hatırına ben dört vereceğim. Yine de, siz objektif olamadığımı bilin.




6 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Merhabalar. :) Öncelikle söylemem lazım yorumuna kesinlikle katılıyorum zira hislerime tercüman olmuşsun. Ben daha ilk fragmanı görmeden önce filmin çekimleri başladığında gizlice çekilen resimlerden, videolardan beklentim, heyecanım artmıştı. Jamie ve Dakota kesinlikle kafamdaki Christian & Ana idi. Ancak gelgelelim film beni inanılmaz derecede hayal kırıklığına uğrattı öyle ki sinemada filmi izlemeyi bıraktım resmen. Hevesim kaçtı, dikkatim dağıldı. Benim için oyuncularda kesinlike bir sorun yok, ikisi de mükemmel bir iş çıkarmışlar. Ana (Dakota) ‘nın kendine güvenen ve komik halleri çok hoştu, Christian (Jamie) ise CEO/ Hakim karakterine uygun olarak aşırı kontrollüydü. Tane tane konuşmasını ben buna bağlıyorum. Benim için filmdeki sorun senaryo ve yönetmendi. Bir kere senaryo da çok boşluklar ve mantık hatası vardı. Örnek 1; Ana’yı bardan almaya gittiğinde Onun bu sahnede beni nasıl buldun vs gibi bir soru sormasını beklerdim. Burası çok havada kaldı. Örnek 2; Ana koşudan döndüğünde onun evine – odasına pat diye giriyor, elinde de şarap & kadeh var ama sana kapıyı kim açtı? O eve nasıl girdin? Özetle kilit konuşmalar, sahneler yoktu. Hele ki Christian ‘ın replikleri çok azdı resmen. Ben özellikle Christian ‘ın film boyunca ufak ufak değişmesini görmek isterdim. Ana ‘nın onun için değerli ve çok farklı olduğunu hissetmek, görmek isterdim. Kitapta Christian Ana ile seviştiklerinde hep konuşurdu, ben filmde bunu özellikle görmek isterdim. En azından sevişmelerinde bir duygu vardı. Burada ise aksine adam kalpsiz, ruhsuz, seks bağımlısı gibi gösterilmiş. Diğer konu Sam ‘in yönetmenliğini de beğenmedim. Filmi ben tıpkı bir video klibe benzetiyorum. Bir sahne başlıyor daha sonunu getirmeden hop başka bir sahneye atlıyorsunuz. Olaylar aşırı hızlı ilerliyor, kitabı defalarca okumuş olan bendeniz bile olayları takip etmekte zorlanırken kitabı okumayan birisi filmi izlediğinde hikayeyi ne anlayabilir, ne de ufak detayları çözebilir. O yüzden tek üzüntüm kitabı okumayan birisi filmi izlediğinde hikayeye çok farklı gözle bakacak, yerden yere vuracaklar. Filmi ilk izlediğimde ki hislerim bu şekildeydi. Ama sonra dayanamadım ve filmi bir kere daha izledim. Bu sefer tüm hayal kırıklığımı ve ön yargımı bir kenara koydum. Açıkçası 2.kez izlediğimde biraz daha ısındım. Filmin tek kusursuz bulduğum yanı soundtrack albümü oldu, hala deliler gibi film müziklerini baştan sona dinliyorum.  Ayrıca umarım 2.filmde senaryo yazarı/yönetmen değişir ve 2.filmi de berbat etmezler zira Karanlığın Elli Tonu benim seride ki en en en favori kitabımındır. Kalpler ve Çiçekler Christian’ı görmek için deliler gibi sabırsızlanıyorum. :) İşte benim yorumum bu. Bu kadar kısa yazdığım içinde kendi tebrik ediyorum. Görüşmek üzere. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu uzun yorum için çok teşekkür ederim, ben de çoğunlukla size katılıyorum. Aslında oyuncular da iyiydi, her şey hazırdı ama bazı olmazsa olmaz şeyleri ben de görmek isterdim. Beklentiyi tam karşılamasa da yine de bunca eleştiriyi hak etmiyor ve soundtrack efsane! İkinci kitap benim de favorimdi, merakla bekliyorum. :)

      Sil
  3. Eminim haberleri sende takip ediyorsun ama Jamie 2.filmin çekimlerinin büyk ihtimalle 2016 ilkbaharında başlanacağını ve 2017'de gösterime girebileceğini söyledi. :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet biliyorum. Çok üzücü tabi, umarım erkene çekerler ama gerçekten güzel bir şey çıkacaksa beklemeye de razıyım.

      Sil
  4. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil