Whiplash

20:32 Asena Günkaya 6 Comments

Herkese yeniden merhaba. Whiplash'i uzun zamandır merak ediyordum. Çıktığından beri tüm sinemaseverler filmi konuşuyordu, çoğu kişi bayılmıştı. Ben de iyice merak etmiştim haliyle. Geç soldu ama izleyebildim sonunda. Bu arada, film koca İzmir'de sadece tek 1 yerde vizyona girdi. Buna hem çok üzüldüm hem de şaşırdım. Popüler kültüre tam olarak hitap etmiyor diye mi bilmiyorum ama ülkenin 3.büyük şehrinde bile zorla izliyoruz filmleri. Ki izlemeyi çok istediğim ama buraya gelmediğini öğrendiğim iki film var (Wild ve Selma) ; delirmek üzereyim.

Neyse, filme gelelim. Damien Chazelle, filmin yönetmeni ve adını oldukça iyi bir şekilde duyurdu bu film ile. İlk filmi değil ama bu kadar ses getiren ilk işi. Filmi yönetmekle kalmıyor, senaryosuna da el atıyor. Kendinden oldukça fazla şey katmış yani filme. Hırslı, hayalleri olan ve bu uğurda çok çalışmaktan çekinmeyen bir öğrenci ile mükemmelliyetçi ve zaman zaman sertlik sınırını aşmaktan çekinmeyen bir öğretmenin hikayesi Whiplash. Andrew, okulun en ünlü müzik okullarından birinde okumaktadır. Ancak, ailesi ve akrabaları tarafından bu durum yeterince takdir görmez. Spor gibi farklı dallarla uğraşan diğer akrabaları daha çok takdir görür. Bu durum oldukça üzücüydü bence. Babası oğlunu biraz takıyor gibiydi ama o da ne kadar yeterli tartışılır. Kısacası, Andrew bu yolda tek başına diyebiliriz. Hayalleri büyük, büyük bir adam olmak istiyor ve bu yolda bir kız arkadaşın bile onu engelleyeceğine inanıyor. Siz düşünün artık hırsını. Okuldaki en ünlü koroya katılmak istiyor. Ve bir gün; hocasının onu boş bir odada çalışırken görmesi ile bu isteği yerine geliyor. Tabi gelmese daha mı iyiydi, bilemiyorum ben. Meşhur hocamızın adı da Fletcher. Bu işte çok iyi ve gerçekten de ayak sesi duyulduğunda bile herkesi sus pus eden biri. En iyisini istiyor ve bunun için kimseye acımıyor, kesinlikle sert davranmaktan çekinmiyor ve bize zaman zaman artık "Bu kadar da olmaz!" dedirtiyor. Bu hırsı da başına işler açtı ayrıca..



İki karakter de bence birbirinden psikopattı. :) Hatta ben, Andrew'u Fletcher'dan daha bile psikopat buldum zaman zaman. Çocuğun gözü dönmüş resmen. :) Kafayı sıyırmış dedim ama azmine de hayran kalmamak elde değil. Fletcher'ın zaten pek sevilecek bir yanı yok ancak yönetmen; başarılı bir şekilde, onu en azından anlamamızı sağlamış bazı sahnelerde. Eğer o son sahne de olmasaydı, aslında adam o kadar da abartmamış diyebilirdim. Ama şimdi? Yorumu izleyenlere bırakıyorum. :) Film, genel olarak bu iki karakter üzerinden geçiyor. Andrew'ın kız arkadaşı, babası ve akrabaları, korodaki diğer kişiler de az gördüğümüz yan karakterler. Tüm film neredeyse tek bir yerde (sınıf) geçiyor olmasına rağmen, bundan rahatsızlık duymadım ben. Duyanı da duymadım. :) Biraz karanlık, hafif bunaltıcı bir film Whiplash. Bunu bilerek gitmekte fayda var. Genelde karanlık ortamlar, az ışık kullanımı, karakterlere yakın plan çekimler.. Tüm duyguları sonuna kadar hissetmemizi sağlamış Damien C. Ki yer yer gerçekten çok zorlayıcı sahneler var ama hiçbir anı kaçırmıyorsunuz.

Oyunculuklar, filmin temel taşı. Kesinlikle filmin bu kadar isim yapmasında en büyük pay onların. Miles Teller, çoğu kitap kurdu için bilindik bir isim. Uyumsuz'da da vardı ama bu kez bambaşka bir rolde. Belki de ilk "ciddi" işi ama altından oldukça başarıyla kalkmış bence. Fazlasıyla zorlu sahneleri var ama başarılı olmuş. Filmde en çok onu görüyoruz zaten. O kendinden geçmiş insan portresini çok güzel çizmiş. Ve filmin kahramanı; J.K.Simmons. Gerçekten bu rol için başkasını düşünemiyor insan onu izledikten sonra. Adam oynamamış, bildiğiniz yaşamış. Çok çok başarılı bir oyunculuk sergilemiş. Mimikleri, yüz çizgileri bile rolünü yansıtıyor. O bağırma sahnelerindeki ses tonu, acımasız halleri hala aklımda. Filmi sırtında taşıyor bana kalırsa. O olmasa bu film bu kadar büyük bir etki bırakmazdı diye düşünüyorum. Hakkıyla da Oscar'ına kavuşacak bu yıl. Yerine düşünülen bir isim dahi yok, sonucu en belli aday.



Film aslında uzun ama oldukça da akıcı. Hiç sıkılmadım, yer yer durağan olan kısımlar vardı ama yine de hemen tempo geri dönüyor o kısımlarda da. Gerçekten fazlasıyla yüksek tempolu bir film. Sürekli bir gerilim var. Gerilim filmi niyetine de izlenir yani. :) Şimdi bu kadar yorum yaptım, güzellikleri saydım ama doğruyu söyleyeceğim. Ben filmi gerçekten beğendim, özellikle oyunculuklarını. Ve film boyunca "İnsan istediği şey için ne kadar ileri gidebilir?" i sorguladım. Evet. Ama açıkçası, filme bayıldım diyemem. Bilmiyorum, belki de beklentimden dolayıdır. Çoğu kişinin yorumundan sonra, ben filme karşı fazla beklentiye girmişim diye düşünüyorum. Herkes izlediğim en iyi filmlerden biri diyordu çünkü .Ben de oldukça beğendim ama öyle aşık falan da olmadım. Bana göre fazla boğucu, fazla "karanlık" bir film. Hani bu iki oyunculuk performansı olmasa, izleyenler film hakkında ne düşünürdü merak ediyorum..



Bu arada filmin oyunculuklardan sonra en güzel yanından bahsetmedim. Tabi ki müzikleri! Kulaklarınızın pası siliniyor film boyunca. Caz müziğin güzelliğini tekrar fark ediyorsunuz. Sonra o orkestranın bütünlüğü, o müziklerin sahnelerle uyumu. Çok iyiydi gerçekten. Böyle boğucu bir filme, fener gibi aydınlık katmış müzikler.  Sonundan çok kısa bahsedeyim bir de. Söylemeyeceğim tabi ki. :) Sonu bence biraz "ani" oldu. Yani sanki devam edecekmiş gibi bir yerde iken, pat diye bitti. Sondaki kurgu müthişti yalnız, söylemeliyim. Çok :) iyi ters köşe olduk hepimiz. "Vaaay! Adama bak." dedim.:) Ama keşke daha farklı bir şekilde bitseymiş. Yani "ana fikir" olarak iyi bitti belki ama ben böyle "pat" diye biten sonları pek sevemiyorum. Bir de o son sahnede, yani tamam film falan ama ne bileyim çocuk tek başına kafasına göre takılıyor kimse de bir demiyor diye düşündüm biraz. :D Yani bu düşünce tarzım bir film için yanlış tabi ama yine de garip geldi.. Böyle şeylere takılırım ben..

Kısacası, filmi kesinlikle tavsiye ediyorum. Sinemayı yakından takip ediyorsanız, zaten adını çok duymuşsunuzdur. Oscar'da da duymaya devam edeceksiniz. O yüzden bir bakın derim. Bu oyunculuklar ve müzikleri için bile izlenir. Ben filme bayılmadım, izlediğim en iyi filmlerden biri demem ama bu tamamen kişisel bir durum tabi ki. Zevkler, renkler.. :) İzleyenleriniz varsa, yorumlarınızı bekliyorum. Siz bayıldınız mı? Yoksa bana katılanlar da var mı? "Yalnız değilsin." diyenler çıksın lütfen. :) Diğer Oscar adayı filmleri de tören öncesi izleyip, yazmaya çalışacağım. Umarım başarılı olabilirim, ülkemizde çoğu film geç vizyona girecek, törenden sonra bile olabilir ama ben bazılarını bekleyeceğim. Sinema ekranı bambaşka. Beklemek istemediklerimi de önceden yazarım .Yani umarım. :) Son olarak; Filmin imdb sayfasına ulaşmak isteyenler, tıklasın. Herkese keyifli okumalar! :)

Puanım:  photo HeartIcecream_zps6a3d20e7.png photo HeartIcecream_zps6a3d20e7.png photo HeartIcecream_zps6a3d20e7.png photo HeartIcecream_zps6a3d20e7.png

6 yorum:

  1. Ben de sana katılıyorum.Ana fikir güzel ama çok bayılmadım :) Sonu da pattadanak bitmeseydi keşke :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen. :) Sonunu iyi ki yazdınız, unutmuşum yazmayı hemen düzeltti yazıyı. :) Bence de biraz ani bitti, anlatmak istediğini anlattı belki ama daha farklı bir şekilde bitebilirdi. Sahne devam ediyor sanıyorken, bir anda ekran karardı garip oldum. :D

      Sil
  2. Merak ediyordum ama söndü gitti vakit kaybetmeye drgmez anlaşılan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa onu nereden çıkardın? :D Yok yok mutlaka izle derim, gerçekten insanı etkiliyor film. Oyunculuklar ve müzikleri için izle bir kere. Film kötü değildi sadece ben abartılan kadar iyi bulmadım, öyle bayılmadım. Ama sen bayılırsın belki. :D Bir şans ver yani, kesinlikle sıkılmazsın.

      Sil
    2. beklentim yüksekti sen bayılmadım deyince acaba dedim =)

      Sil
    3. Yani bence beklentini çok yüksek tutma ama izle yine de. :)

      Sil