ORTA BOY POPCORN'LA RÖPORTAJLAR 5 / ROMANCEKOLİK (HANİFE)

16:12 Asena Günkaya 2 Comments


Merhaba! Elimde hazır röportajlar vardı ama ödev sebebiyle düzenlemekle uğraşamadığım için ekleyemiyordum. Ama ödevimi teslim ettiğime göre, tam gaz devam ediyorum paylaşmaya. Ben sizin yerinizde olsam, takipte kalırdım. Çünkü, çok bomba isimler var. Hele birkaç video çekecek kişi var ki ben söylemeyeyim sürpriz olsun ama gülmekten kırılacağız hepimiz bence. :) Haftada 3 röportaj isteğim de pek gerçekleşemedi ama neyse. Daha da uzatmadan, bu yazıdaki isme geçiyorum hemen. 5. röportaj konuğum: Romancekolik'in yardımsever sahibi, tecrübeli çevirmen, ingilizce kitap kurdu, okumadığı romantik neredeyse kalmamış, çok cana yakın ve çok sevdiğimiz Hanife oldu. Çok teşekkür ediyorum buradan da ona. Cevapları harika oldu! Onun sayesinde birçok yeni kitap ve karakter ile tanışacağım gibi. :) Bakalım siz nasıl bulacaksınız. Yorumlarınızı paylaşırsanız çok sevinirim. Buyrunuz:

Öncelikle, röportaj teklifimi kabul ettiğin ve bu yazı dizisinde bulunduğun için teşekkürler Hanife. Blog dünyasında uzun süredir varsın, başarıyla sürdürüyorsun. Romantik kitaplar profesörüsün, bir bakıma ünlüsün. Seni konuk etmek ayrı bir keyif. Zaman ayırdığın içi teşekkürler. Biraz fazla soru sordum ama çoğu kısacık cevaplı olduğu için, sorun olmaz gibi geldi.

Sorulara geçmeden, bize biraz kendinden bahseder misin? Kimdir, nasıl biridir bu blogger?
Merhabalar, bende bu güzel teklifin için teşekkür ederim. J Romancekolik yani Hanife Albayrak, 22 yaşlarında, çevirmen, çok okuyan, bir o kadar müzik dinleyen, elektronik ve pcye dair her şeye meraklı, eski bir film/dizi/oyun sevdalısı, hiçbir şeyin ortasını bulamayıp uçlarda yaşamaya mahkum kalmış bir insan. Uslanmaz bir romantik olduğumu söylemiş miydim?

Sorular:
1) Klasik soruyla başlıyorum, nereden geldi bu blog açma fikri?
2012 zamanlarında daha önce çok bulunduğum bir kitap ortamından ayrılınca kendimi daha bağımsız ve gönlümce ifade edebileceğim bir ortam ihtiyacı duydum. Bununda blog olduğuna karar verdim. Daha önce açtığım birkaç bloğum olduğu için bu kanıya varmam çok zor olmadı benim için.

2) Hiç açtığına pişman olduğun ya da artık uğraşmak istemediğin için veya başka bir sebeple bırakma noktasına geldiğin oldu mu?
Açtığıma asla ve asla pişman olmadım ama uğraşmak istemediğim zamanlar çok oldu. Hala da oluyor. Dengesiz ruh halim bloğuma mutlaka ve mutlaka yansıyor ama asla kapatmayı düşünmüyorum. Hep içimde bir gün hakkıyla uğraşacağım beklentisi var.

3) Blogunu ilk açtığında, bu kadar okunacağını tahmin ediyor muydun?
Elbette hayır. Açtığım dönemden çok sonra blog olayları patlak verdi ve okuyucu bulmak vs gibi durumlar da zorluydu. Ama eski okuyucuların şimdilerdeki gelip geçen bir heves gibi olan okuyucular gibi değil daha sağlam ve sadık olduklarını düşünüyorum.

4) Hangi yazıyı gireceğini nasıl belirliyorsun, konu yoksa ne yaparsın?
Kendime asla bir program çizmedim. Çizdiysem bile mutlaka bir yerinden sonra işin ucu kopmuştur. Zira fazla ânâ kapılan bir insanım. O an hangi kitap beni heyecanlandırıyor ve size iletecek kadar beni yazmaya itiyorsa onu yazıyorum.

5) Sence ülkemizdeki blogger (özellikle de kitap) sayısı yeterli mi?
Bu konularda sayıya değil daha çok nitelik yönüne bakmak istiyorum. Bence içeriği özgün olan, bize bir şey katan yeterli “kitap bloggerı” yok.

6) Çok yakında bir Amsterdam seyahatin olacak bildiğim kadarıyla. Düşüncesi bile güzel. Aynı Yıldızın Altında sahnelerini tekrar yaşarsın artık. Neden, ne kadar, nasıl gidiyorsun?
Evet, Mart ayın ortasında 9 günlük bir yurtdışı seyahati planladım. Kesinlikle Aynı Yıldızın Altında’nın çekildiği birkaç sahneyi kendi gözlerimle görmeyi planlıyorum. Neden kısmına gelirsek bu biraz da akraba ziyareti olması nedeniyle Amsterdam’ı seçtim. Tek başına hiç bilmediğim bir ülkede araştırıp yolunu bulma, gezme fikrini pek sıcak karşılamıyorum. Yapanlar var. Onları kesinlikle tebrik ediyorum. Ama benim yapabileceğim bir şey değil. İlk yurtdışı seyahatim için kendimi en azından yakınımda olan insanlar açısından yabancı hissetmeyeceğim bir ülke seçtim. 

7) Blog adının nedenini sormayacağım, zaten bariz. Ama romantik türü bu kadar çok sevmenin sence sebebi ne? Neden fantastik, tarih falan değil de özellikle romantik?
Bana verdiği mutluluk, heyecan, hüzün ve daha bir çok duygu. Tarih çok seven bir insanım keza fantastik benim okumaya başlamama sebep olan türdür, hala okurum ama işin içinde romantik bir şeyler olunca kendimi hikaye konusunda daha tatmin olmuş buluyorum.

8) Bloguna girer girmez tepedeki büyük resim göze çarpıyor! Tam senlik ama oldukça da iddalı bir resim. Merak ettiğim için sormak istiyorum. Bloguna ilk girenlerin o resmi gördüklerinde önyargıya düşeceklerini düşündün mü hiç?
Bu benim bu tarzda uyguladığım belki 8, 9. Çalışma. Şu anda kendim dışında birinin bu türlü bir düşüncesi/önyargısı beni ilgilendirmiyor. Şahsi bloğum ve bunu benim dışında kimsenin kendine göre değiştirmesini, müdahil olmasını doğru bulmuyorum. Ama evet, ilk başlarda bu konuda bir çekincem olmuştu. Olumlu geri dönüşler (Sitene girince banner kısmında bir süre takılı kaldıktan sonra yazıları okur oldum, o neydi öyle?! gibi) alınca ben de yaptığımın gayet sevilen bir şey olduğunu bilerek yoluma devam ettim. 

9) Çeviri işinde emin adımlarla ilerliyorsun. Nasıl başladın bu işe? Diyelim ki ben de çeviri yapmak istiyorum, ne yapmam gerekiyor?
2011 yılında, 18 yaşlarımdayken oldu. Harlequin ile o dönem görüşüyorduk ve ben uzun zamandır çevirmenliği düşünüyordum ama bir başlangıç noktası kendimce bulamıyordum. Herkes “deneyim” bekliyordu ama kimse bu deneyimi sağlamaya yanaşmıyordu. Bende böyle bir teklifle kendilerine gitmiştim ve beni çok güzel bir şekilde karşılayarak deneme çevirisi yolladılar. Kabul edilince de hemen çeviriyi yolladılar.
Bu işe başlayanlar için öncelikle her türlü alanda sabırlı olmalarını öneriyorum. Deneme çevirinize geri dönüş yapılmaması veya beğenilmemesi sizin için kesinlikle bir son değil. Denemeye, bu süreçte kendinizi geliştirmeye devam. Bunun dışında daha ufak yayınevlerinden başlayıp deneyim edinmenizi önerebilirim. Sizden beklentileri daha az olduğu için ilk sefere göre o kadar bocalamayabilirsiniz. Bolca çeviri yapmak istediğiniz dilde kitap okuyun. Birçok şeyi daha kolay anlamanıza ve aktarmanıza katkısı olacaktır.

10) Çevirmekten en keyif aldığın ve en sevmediğin kitaplar neler? İstemediğin kitabı çevirmeme gibi bir lüksün var mı?
Çevirmekten en keyif aldığım kitaplar Archer’s Voice ile Consequences ama aynı zamanda çevirirken de zorlandıklarım bunlar. En azından yazarın diline alışana kadar. İstemediğim bir kitabı çevirmeme lüksüm her daim oldu.

11) Ortalama bir kitabı ne kadar sürede çeviriyorsun?
1 ay gibi bir sürede. Buna düzenlemeler dâhil değil. Daha sonrada o çeviriyi bolca didiklediğimde süre uzuyor maalesef. 

12) Çeviri yaparken o kitaptan zevk almak zor değil mi? Bana öyle geliyor. Ve sence çevirmenliğin en güzel ve en kötü yanları neler?
Çok severseniz inanılmaz zevkli oluyor. Hiç nefret ettiğim bir kitabı çevirmedim ama sevdiğin bir kitabı çevirmenin zevki bambaşka. Performansına sonuna kadar yansıyor. Çevirmenliğin en güzel tarafı bittiğinde hissettiğiniz o tatlı ama biraz da buruk rahatlık hissi. En kötü tarafı tabii yazarların bu kitap çevrilir, azıcık anlaşılır tutayım diye düşünmeden yazması. :D Çoğu zaman baş belamız olabiliyor.

13) Gelelim ÜKG’ye, seninle konuşup bundan bahsetmemek olmaz. Harika bir kitap turunuz var. Beni de aranıza alır mısınız? Tur işi yorucu oluyor mu? Mesela turunuz için kitabı okuman gerek ama zamanın yok. Böyle durumlarda ne yapıyorsun?
En ama en çok sorulan sorulardan biri de bu aslında.  Tur ekibi olarak daha önceden de tanıştığımız için çok ama çok iyi arkadaşlarız. Bu da ekibe birini almamızı çok zor kılan bir durum maalesef. Bizi hep çekincede bırakıyor. Ya öyle olursa, ya şöyle olursalar diye düşünmeden edemiyoruz. Bunun yeni gelecek üyemiz içinde zorlu olacağını düşünüyoruz. O yüzden eski dostlardan seçmeyi tercih ediyoruz.
Tur işi bazen cidden yorucu olabiliyor. Sonuçta hepimizin bu iş dışında bir uğraşları, işleri, okulları, sınavları vs var. Kitapları okuyamadığımız veya yazıları yetiştiremediğimiz durumlarda genellikle diğer arkadaşlarla yardımda bulunup ortaya bir şeyler çıkartmaya gayret ediyoruz.

14) ÜKG üyelerini bir kelime ile tanımla desem?
Büşra: Ballı (aynı zamanda kendisine taktığım bir lakap :D)
Merve: Çatlak (Sarılıp sevgimle boğasım geliyor bazen :D)
İlkim: Cool (Bu konuda İlkim’in eline kimse su dökemez. :D)
Ezgi: Kedi (Kedi canını yediğim :D )
Berke: Dedektör (Gözünden kesinlikle bir şey kaçmaz :D)
Melis: Aşık (Son zamanlarda hepten leyla :D)
Simay: Özgün (Kendine has, çok çok özel bir kişilik :D)


15) Turunu yapacağınız kitaba nasıl karar veriyorsunuz? Diyelim çok istediğiniz bir kitap var ama ülkemizde yok. Yayınevlerini taciz ediyorsunuz sanırım?
Bunu hiç utanmadan kabul ediyorum. Sevdiğimiz kitap varsa mutlaka öneriyor, taciz etmekten bazen çekinmiyoruz bile. Tur kitaplarına genel olarak sevdiğimiz türde iddialı kitaplardan seçmeye çalışıyoruz. Odak noktamız kesinlikle kitap.

16) Ne zaman görsem yeni bir kitap okuyorsun. Hayranım sana! Ortalama hızın ne? Nasıl bu kadar zaman yaratabiliyorsun?
Haha, keşke sene sonunda okuduğum kitap sayısından ben de memnun olsam. Kitap kendini sevdirdiği sürece bir günde mutlaka bitiyor ama işlerim, kitabın elinde sürünmesi vs gibi etkenler bu süreci mutlaka uzatıyor. Biraz ev kuşu olmamın ve geceleri uyuyamamamın bunda etkeni büyük. Geceleri çok mecbur kaldığım sürece iş yapan biri değilim. Kafamın daha az dolu olmasını tercih ederim. Bu da bana geceleri okuma ortamı sağlıyor.

17) Wattpad ve yazarları hakkında ne düşünüyorsun?
Kendi hikayemi eklemem ve zamanında okuduğum bir dizi hikaye dışında çok bir deneyim yok açıkçası. Şu anda takipte değilim. Okuduğum dönemde türk yazarlarda pek aradığımı bulamamış ve yine yabancı hikâyeleri seçmiştim.

18) Bir romancekolik olarak sormazsam bunu olmazdı. Son dönemde yerli yazarlardan da çok fazla romantik yazanlar var. Senin en beğendiklerin hangileri?
Hiç şüphesiz Duygu bu konuda zirvede. :D Sonra Kimliksiz geliyor.
Biraz da kitaplarla ilgili sorulara geçelim.

19) Kitaplar ve okumak senin için ne anlam ifade ediyor?
İhtiyaç. Aynı yemek, içmek gibi. Hepsine günlük olarak ihtiyaç duyuyorum. 

20) Nasıl okumaya başladın? Şu anki durumdan bahsediyorum. Örnek aldığın biri mi oldu ya da kim teşvik etti? Ve “İşte ben bu kitaptan sonra kitap kurdu oldum.” Dediğin bir kitap var mı?
Belki şaşırırsınız veya şaşırmazsınız ama Alacakaranlık benim kitap kurdu olmama sebep olan kitaptır. Etrafımda kitap okuyan, örnek alabileceğim bir insan yoktu. Filmi izledikten sonra kitabı varmış denilince hemen alıp okumaya başlamıştım. O günden beridir sıkı bir okur olduğumu düşünüyorum. 

21) Sence kitap okumak isteyen ama alışkanlığı olmayanlar veya sıkılanlar ne yapmalı? Nasıl bir şeyle başlamalılar?
Bu konulara kalıp bir cevap veremem. Bana sorduklarında tarzlarını, zevklerini, nelerin onlara cazip geldiğini öğrenip bir öneri sunmaya çalışıyorum.

22) 9.soruyu genel olarak ele alırsak, ülkemizde okur sayısının (ve her çeşit kitap okuma anlamında) artması için sence ne gibi şeyler yapılabilir? Başbakan olsan ne yapardın gibi bir soru oldu bu da ama neyse.
Kitap fiyatlarında indirime gidilmesi bence gayet cazip bir şey olabilir. :D

23) Hayalindeki kitaplık?
Evimin duvarlarını kaplayan her türlü kütüphane hayalimdeki gibidir. :D

24) Başucu kitabın? Kitapların?
Hiç o tip bir şeyim yok maalesef. Ama birden fazla okuyup aynı keyfi aldığım nadir kitaplardan biri The Golden Dynasty – Kristen Ashley. Daha yeni üçüncü kez okumayı bitirdim. J

25) O kadar romantik okuyan biri olarak. Kitabın ve özellikle o karakterlerin etkisinden nasıl çıkıyorsun?
Yenisini, nadiren daha iyisini bularak :D Tabii bu yöntem her zaman işlemiyor :/

26) Senin için bir romantik kitapta neler olmalı?
Alfa erkek, kıskançlık, entrika, hüzün, bol ağlamaya ve sinirlenmeye iten materyal.

27) Hiç okumam dediğin bir tür var mı?
Kişisel gelişim.

28) En sevdiğin 3 yazar?
Zor oldu bu. Kristen Ashley, Jude Deveraux, Johanna Lindsey.

30) “En sevdiğin kitap?” gibi bir soru sormayacağım. Bu bizim gibi kitap bloggerları için çok zor malum. Ama en sevdiklerini sayar mısın diyeyim abartmadan?
The Golden Dynasty, Archer’s Voice, Transcence, Monster in his Eyes, Thoughtless, Consequences, Fallen too Far, Wallbanger ve diğerleri.

31) Özellikle ülkemizdeki romantik kitapların kapakları hakkında ne düşünüyorsun? Çok sıkıntı doğurabiliyor ama memnun olanlar da var.
Bu konuda çok dertliyim. İçeriğini okuyabiliyorsanız kapağına da katlanacaksınız diyorum. Kapatacak mısın, poşete mi saracaksın o senin bileceğin iş ama kimseye bu kapak olmasın ben okuyamam mantığıyla baskı yapılmasını doğru ve etik bulmuyorum. Kapak neyse kitapta o.

33- 34) Kendine en yakın hissettiğin karakterler?
Sevdiğim kitapların karakteri mutlaka kendime yakın hissederim. O yüzden yukarıdaki favorilerimden Archer (Archer’s Voice), Naz(Monster in his Eyes), Kellan(Thoughtless), Lahn(The Golden Dynasty) diyorum.

35) Okudukların içinde sence en iyi 3 alfa erkek karakter?
Q (Tears of Tess), Lahn (The Golden Dynasty), Naz (Monster in his Eyes).

36) Romantik kitaplardaki çekingen, kararsız kızlardan nefret ederim ama çoğu da böyledir. Benim gibi düşünenler için, şöyle ayakları yere basan ve ne istediğini bilen dişli kadınların olduğu birkaç kitap önerebilir misin?
Meleklerin Kanı, Fighting Destiny aklıma geliyor. Kadın karakterlerimi fazla güçlü sevmiyorum genellikle o yüzden şu an aklıma fazla bir şey gelmedi.

37) Mükemmel erkeği yarat desem, hangi karakterlerin hangi özelliklerini birleştirirdin?
Lahn’ın sert yapısı altındaki yumuşacık kalbi, merhametli yapısı, taşlığı vs derken bana Lahn’ı verin yeter. :D

38) Saçını başını yolmak istediğin, okurken sana cinnet geçirten karakterler?
Keira (Thoughtless) Kayne (The Bedtime Story) Deuce (Undeniable)

39) Sonunu elinde olsa kesinlikle değiştirmek istediğin kitaplar var mı? Varsa, neler?
Raw, Debt, Aynı Yıldızın Altında, Kırık Camlar Üzerinde Dans! Mutlu olmayan veya eh işte idare eder bir mutluluk seviyesiyle biten kitapları bünyem reddediyor.

40) Bir kitabı sana okutan en büyük etmen nedir?
Konusu! Kapağına göre okuduğum dönemler vardı ama şu aralar konusu beni çeken her şeyi okuyorum.

41) Yarım bıraktığın kitap var mı?
172 tanecik :D

42) Keşke içinde olsaydım dediğin kitaplar-dünyalar?
Fantasyland (Kristen Ashley) Fae Chronicles (Amelia Hutchins)

43) Şu ara çıkmasını en merakla beklediğin kitap? Ve okuduğun ama ülkemizde henüz çıkmayan, mutlaka çıkmalı dediğin bir kitap? Belki güzel haberler de verirsin bize.
Hero – Samantha Young. Duyduğuma göre buradaki karakter Braden Carmichael’a kafa tutacak cinstenmiş. Valla güzel haberlerim var ama maalesef dudaklarımı fermuarladılar L Ama çok çok çok beklediğimiz bir kitap çok yakında diye üstü kapalı konuşayım. :D (RÖPORTAJI YAPAN ARTIK BU KİTABIN NE OLDUĞUNU BİLDİĞİ İÇİN, SEVİNÇTEN DELİRMEKLE MEŞGUL!)

44) En sevdiğin yayınevleri?
Şu aralar ayrımını yapacak kadar çok Türkçe kitap okumuyorum bence. :D

45) Kitap fuarları hakkında ne düşünüyorsun?
Her sene mutlaka iki, üç defa gitmeye çalıştığım ve kitap adı altında yapılan bence çok güzel bir etkinlik. Sayısız insanla tanışıp konuşma şansı ve daha çok fazlası.

46) Kişisel gelişim veya psikoloji kitapları okur musun? Romantikten sonra en sevdiğin tür?
Olabildiğince o türlerden kaçmaya çalışıyorum. Romance’ten sonra en sevdiğim tür Fantastik.

47) ÜKG’de videoları senin yaptığını biliyorum. Çok iyi bir iş çıkarıyorsun. Kullandığın programı sormak istiyorum ama cevap vermezsin sanırım. Ne kadar zamanını alıyor video yapmak ve videodaki şarkı ile karakterlere nasıl karar veriyorsun?
Maalesef video programları konusunda ÜKG bana sansür koydurttu. :D Önce kurgulama aşaması oluşuyor. Tekniğe, kullanacağım malzemelere karar veriyorum. Süresi zahmetine göre, aksiliklere, renderlama dediğimiz uyguladığınız tüm efektlerle bir videonun oluşmasına göre değişiyor. En az yarım günümü alıyor ama. Şarkıları çoğunlukla beraber seçiyoruz. Herkes tarafından onay gelince ekleniyor. Videolar Ezgiden veya benden. Ama karakterleri bulmak tamamen Ezgi’ye ait. O konuda iyi bir yeteneği var.

48) Son olarak bunu sormadan bu röportaj olmaz. Erotik romanslar hakkında ne düşünüyorsun? Hele ki artık oldukça fazla oldukları düşünülürse.
Çok severek okuyorum ve okunmasında bir sakınca görmüyorum. Görülmesini de anlamıyorum. Bu konuda insanları rencide eden örümcek kafalıların karşısındaki en büyük savunuculardan biriyim. Kimsenin tercihine dil uzatma hakları yok.
Öte yandan Elli Ton sonrası çıkan kitaplar çoğaldıkça tür biraz yıpranmaya başladığını düşünüyordum ama son zamanlarda artık çok farklı ve sağlam kurgular da üretmeye başladılar. Tabii ülkemize gelenlerle bu türü yargılayamayız ve öyle de yapmamalıyız.

Kitaptan biraz uzaklaşıp, farklı konulara değinelim biraz da..

49) İzlemekten en keyif aldığın film türü nedir ve favori filmlerin?
Animasyon ve fantastik filmleri çok seviyorum. İçinde savaş ve dram olmayan her şeyi sıkmadıkça keyifle izleyebilirim. Karmakarışık, Çılgın Hırsızlar, John Carter, Pers Prensi şu anda aklıma gelenler.

50) En beğendiğin yerli-yabancı oyuncular?
Charlie Hunnam, Jensen Ackles. Çok fazla oyuncu adı hafızam yoktur açıkçası. :D

51) Bilgisayar oyunları ile aran nasıl? Hiç oynar mısın?
Çocukluğum bilgisayar oyunlarıyla geçti ve eskisi kadar olmasa da oynamaya çalışırım. Tomb Raider, NFS, Medal of Honor, The Sims gibi karışık türlerden oyunlarla geçmiş bir çocukluğum var.

52) Favori müzik türü ve şarkıcıların?
Elektronik müziklere bayılıyorum genellikle ama kulağa hoş gelen her şeyi dinlerim diyenlerdenim. Akcent, Imagine Dragons, Inna, Edwards Maya, David Guetta, Calvin Harris, Tiesto diye gider favori şarkıcılar/gruplar.

53) En çok hangi havada-nerede-saatte okumaktan hoşlanırsın?
Yağmurlu havalarda mümkünse bol yeşillik ve ağaçlı bölgelerde balkondaki hamakta okumak en favori zaman, yer ve pozisyonum. Köyümde fırsatım oldukça yaptığım bir şey. Saat olarak geceleri okumayı seven bir insanım. Büyüsü farklı.

54) En fazla ne kadar hiç kitap okumadan durduğunu hatırlıyor musun?
Bir haftadan fazla asla. :D

55) Yayınevleriyle sürekli iletişimdesiniz, çoğu şeyi biliyorsunuz artık. En yardımsever ve ilgili yayınevleri çalışanları hangisinde sence? Genel olarak yayınevleri hakkındaki fikrin ne?
Şu anda o konuda Yabancı Yayınları kesinlikle önde. Bir zamanlar DEX ile böyle ilgili bir iletişimimiz vardı. Genel olarak yayınevleri (bu çok çok geniş bir genelleme) okuyucuyu ya takmıyor ya da bir araç olarak görmekten ötesine geçemiyor. Önemsemeyenler de çoğunlukta.

56) En sevdiğin yemekler? Yemek demedim bak, seçmek çok zor çünkü.

Kavurma (denildi mi akan sular durur), Ali Nazik ve İzmir Köfte. :D (Gözümü et bürümüş adeta -_-)

57) Hangi takımlısın, takip ettiğin ve yaptığın bir spor dalı var mı?
Küçükken abim dolayısıyla Galatasarayı tutuyordum ama hala aktif olarak takip etmesem de bir sempatim bulunmakta. Profesyonel olarak yapmasam da fırsat buldukça yüzmeye çalışıyorum.

58) Fırsatın olsaydı hangi ülke ve şehirde yaşamak isterdin?
Amerika, Los Angeles. Kesinlikle kitaplar yüzünden. :D

59) Görmeyi en çok istediğin 5 yer?
Venedik, Mısır, İskoçya, İrlanda ve Norveç.

60) En sevdiğin renk?
Mavi

61) İzlediğin yabancı diziler neler?
The Walking Dead, Game of Thrones, Penny Dreadful, Orphan Black, Supernatural, The Blacklist, The Strain.

62) Anime/manga sever misin?
Kitap olarak şansımı denedim pek sevmedim ama anime olarak Last Airbender ve Yürüyen Şato dışında bir şey izlemedim.

63) Bu soru sadece kızlara yönelik : En sevdiğin ve olmazsa olmaz dediğin 3 makyaj malzemesi? Marka söylemek serbest! Önerilerinizi hepimiz duyalım.
Max Factor rimelim, Mac Pro Longerwear Concealer ve BB Krem. :D

64) En sevdiğin çizgi filmler neler? Hala izler misin sen de benim gibi?
En çok sevdiğim Tutenstein’dı. Karşıma çıksa yine izlerim. Kablolu kanallarda gösteriliyordu eskiden maalesef.

65) Blog yazmaya başladığından beri hayatında ne değişti?
Kendimi ifade ediş şeklim. Bu konuda çok daha özgür takılıyorum artık.

66) Yurtdışına hiç çıktın mı? Çıktıysan, en beğendiğin yer neresi oldu?
Amsterdam benim ilk seferim olacak. 

67) Tanışma fırsatının olduğu 3 ünlü isim olsaydı bunlar kim olurdu?
Yazar,sanatçı,oyuncu herkes dahil. 
Charlie Hunnam, Chris Hemsworth, Jensen Ackles, Kristen Ashley, Johanna Lindsey, Jude Deveraux, Abbi Glines, Pepper Winters.

68) Sohbet etmek istediğin 2 tarihi kişilik?
Hiç olmadı açıkçası. :D

Şimdi de geliyoruz “O mu bu mu sorularına”:

Çay mı kahve mi? Hiçbiri :D
Naif aşk mı tutkulu aşk mı? Tutkulu aşk.
Laptop mu tablet mi? Laptop.
Tatlı mı tuzlu mu? Tatlı.
Zor bir soru geliyor! Çevirmenlik mi bloggerlık mı? Dııııt 404 Error.
Travis mi Kellan mı (sen biliyorsun) ? Kellan.
Patch mi Kellan mı (sen biliyorsun) ? Kellan.
Jack Eversea mi Archer mı ( yine sen biliyorsun) ? Archer!
John Green mi Katja Millay mı? John Green
Hudson mı Gideon Cross mu? Gideon Cross
Young adult mı new adult mı? New Adult
Müzik dinleyerek okumak mı dinlemeden okumak mı? Dinlemeden okumak
E-book mu normal kitap mı? Ebook
Kısa saç mı uzun saç mı? Uzun saç
Gece mi gündüz mü? Gece
Kırmızı mı mavi mi? Mavi
Moskova mı St.Petersburg mu? Moskova
Trafikte kalmak mı ayakta kalmak mı? Kafiyeli oldu. Ayakta kalmak
Bal mı reçel mi? Reçel
Mantı mı İskender mi? Mantı
Uçak yolculuğu mu otobüs yolculuğu mu? Uçak yolculuğu
Apartman mı müstakil ev mi? Müstakil ev
Yunan Mitolojisi mi Mısır Mitolojisi mi? Mısır Mitolojisi
Yağlı boya mı kara kalem mi? Yağlı boya
İstanbul mu Ankara mı? İstanbul
Mantık mı duygu mu? Bu da zormuş. İkisinden biraz alsak?
Keşke demek mi yoksa sonucu kötü de olsa bir şeyi yapmak mı? Sonucu kötü de olsa bir şeyi yapmak.


-Son olarak, bu aralar sorularına geldik.

Bu aralar, en çok ne dinliyorsun? Ellie Goulding – Love Me Like You Do
Bu aralar çevirdiğin bir kitap var mı? Varsa nedir ve ne zaman okuruz? Burn For Me – Ilona Andrews şu aralar çeviriyorum. Yaza yakın diyelim. :D
Bu aralar, izlediğin bir film var mı? Varsa, kısaca yorumun? En son 6 Büyük Kahraman (Animasyon) izledim. Baş karakter Baymax ve filmdeki Flat Out Boys müziği hoştu. Sıkılmadan izlenecek bir film.
Bu aralar, en sevdiğin içecek? Ice Tea
Bu aralar, en çok gördüğün kişi? Laliga kod adlı arkadaş. :D
Bu aralar, “Şu çeviriler olmasa da yapsam.” Dediğin bir şey? Okumak!
Bu aralar, en çok hangi huyundan şikayet ediyorsun? Tembellik.
Bu aralar, en çok neye gülüyorsun? Kızların anlattıklarına. :D
Bu aralar, en sık konuştuğun kişi? ÜKG kızları (bu değişmez bir gerçek :D )
Bu aralar, sence havalar nasıl? Parçalı bulutlu.
Bu aralar, genelde kaçta yatıp kaçta kalkıyorsun? Gece 5 – Öğlen 12 – utanarak ve boynunu bükerek itiraf eder –

Son olarak, senin bloğunu neden takip etmeli sence insanlar? Seni diğerlerinden ayıran yön nedir? Ve söylemek istediğin ekstra bir şey var mı?
Farklı romance kitaplarını keşfetmek, yeri geldiğince insanların okumaya cesaret edemeyeceği kurgularla karşılaşmak istiyorlarsa takip etmelerini tavsiye ederim. J Romance’i profesöründen takip etsinler lütfen. :P Eğlenceli, bana bolca beyin egzersizi yaptıran, bazı şeylerin farkına varmamı sağlayan bu röportaj için çok teşekkür ederim! Umarım bu yazı dizisi çok güzel bir şey haline dönüşür.

Sevdiğinden daha çok sevilmen dileğiyle! 

2 yorum:

  1. ama ben merak ettim şimdi hangi kitap =)
    Güzel röportaj olmuş ellerinize sağlık =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitap belli oldu bile canım! Yabancı Yayınları'ndan çıkacak Gözlerindeki Canavar. Yani ben bunu kast ettiğini düşünüyorum. :) Teşekkür ederiz, yeni haftada daha sık röp. yayınlayacağım umarım. :)

      Sil