Ayın Klasiği / Mehmet Rauf-Eylül

18:57 Asena Günkaya 0 Comments

Açıkçası "Ayın Klasiği" yazılarını yazmak gittikçe zorlaşmaya başladı. Çünkü, okuduğum klasik sayısı bir yerde tıkanıyor ve gittikçe ne yazsam demeye başlıyorum. Okumadığım bir klasiği de yorumlamam doğru olmaz tabi ki. Yazı başlığı "Ayın Klasiği" ama yakında 2-3 ayda bir paylaşmaya başlayabilirim yazıları. Aslında bu yazılar benim klasik okumam için iyi bir araç, istediklerim de vardı zaten. Onları okuyabilirsem, bir süre daha idare edebilirim.

Bu ay için seçtiğim klasik, bir Türk klasiği! Başladığımdan beri hep Dünya Klasikleri'ni tanıttım. Bu sefer de, gerçekten severek okuduğum ve çok etkileyici bulduğum bir Türk Klasiği'ni tanıtmaya karar verdim. Klasiğimiz; Mehmet Rauf'un Eylül'ü. Eser, ayrıca "ilk psikolojik roman" olma özelliğini taşıyor. Bu sebeple okumaya karar verdiğim bir kitaptı zaten, konusu da hayli ilgi çekici..



Kısaca konusundan bahsedecek olursam, Süreyya ve Suat adlarında bir çiftimiz var. Bunlar, yıllardır Süreyya'nın babasının evinde yaşadıkları için bunalmış bir çift. Süreyya'nın oldukça baskıcı bir babası var. Her yaz bu yüzden köye giderler ama orada da çok sıkılırlar. En sonunda bu duruma bir son vermek için, Suat babasından para alır ve kendilerine bir yalı kiralarlar. Böylece kendilerine ait bir hayatları olur bir süreliğine de olsa. Sonrasında, tanıdıkları olan Necip Bey'in yalıya gelmesiyle her şey değişir..

Süreyya balık tutmaya gönül vermiş biridir ve bu sebeple Suat da Necip Bey ile sık sık yalnız kalmaktadır. Ayrıca, ikisinin de piyano çalma yeteneği ve buna özel bir ilgileri vardır. Bu sayede, bu ikili gittikçe yakınlaşır ve Necip Bey istemeden de olsa Suat'a aşık olur. Ve hislerinden kaçmak için, yalıyı terk eder. Ancak, daha sonra tifoya yakalanmasıyla iyileşme sürecinde tekrar yalıya dönmek zorunda kalır ve olanlar olur..İşte kitabımızın konusu da bu aslında. Necip Bey'in Süreyya'ya duyduğu saygı ve Suat'a olan hisleri arasında kalması, ne yapacağını bilememesi, Suat'ın hislerinin karışması, Süreyya'nın bu durumu anlamaması.. Bu duygular içinde geçiyor kitap, birçok olay oluyor. 



Bu kitaba tam olarak bir "yasak aşk" kitabı diyemeyiz kesinlikle. Çünkü Suat ve Necip, Süreyya'ya olan saygıları nedeniyle kendileriyle çok ciddi mücadele ediyorlar. Ama duygu bu, kalbini sökemezsin ki.. İkilinin sonunun nasıl bittiğini söylemeyeyim ama "ÇOK" hüzünlüydü bence. Gerçekten içim acıdı o sona. 

Klasik olduğundan, her zamanki gibi dönemin izlerini çok rahat görüyoruz eserde. Mehmet Rauf, Servet-i Fünun dönemi yazarlarından ve dönemdeki tüm çelişkileri romanda da okuyoruz. Dili, dönem gereği biraz ağır olsa da kesinlikle anlaşılmayacak boyutta değil. Zaten hiç sıkıcı olmayan bir klasik bence, bu da onu ayıran en önemli özelliklerden biri. Merak öğeleri bolca mevcut ve akıcı bir dili var.

Kısacası, okumak isteyen herkese tavsiye ederim. Merak edenler de mutlaka bir şans versin. Klasik deyip sıkıcı olduğunu hiç düşünmeyin çünkü değil. Konusu gereği, daha ilgi çekebilecek bir eser. Tavsiye ediyorum. Okuyanlar varsa, siz nasıl buldunuz? Sıkıldınız mı? Sonraki "Ayın Klasiği" yazısında görüşmek üzere! :)

Bu arada; yandaki bloglovin logosuna tıklayarak, beni oradan da ekleyebilir ve yazılarımdan haberdar olabilirsiniz. E-mail ve üye olmak da diğer seçenekleriniz. :)

0 yorum: