Paper Towns / Film Yorumu

14:36 Asena Günkaya 0 Comments

Hepinize tekrar merhaba! Aslında bayram sonrası paylaşmayı planlıyordum bu yazıyı ama erkenden hazırlayınca, bugün paylaşayım dedim. Çıktıktan biraz sonra izlediğim "Kağıttan Kentler"i yorumlayacağım bugün. Kitabına bayılmıştım, yazarı iki kat sevmemi sağlamıştı. Filminden de beklentim büyüktü ama Cara'yı görünce biraz düşünmüştüm açıkçası. Emin olamamıştım. Bakalım film sonunda görüşlerim nasıl değişmiş?

Filmi geç izlemek baya üzücüydü, çok merak ediyordum çünkü. Neyse ki vizyondan kalkmadan gidebildim. Filmin konusunu uzun uzun anlatmaya gerek görmüyorum, artık hakkında birkaç şey duymayan yoktur ama kısaca bahsedeceğim. John Green'in aynı adlı kitabından uyarlanan kitapta, esas iki karakterimiz var. Çocukken çok yakın iki arkadaş hatta "suç ortağı" olan ikilinin büyüdükçe yolları ayrılmıştır ve lise son sınıf gelmiştir. Oğlan kızı yıllarca sever ama söyleyemez, kız popülerlikte rakip tanımaz vs derken sıradan bir hikayeymiş gibi gelebilir size ama kesinlikle değil. Bu klişenin devamında yaşanacak diğer klişler kesinlikle yok çünkü burada. Margo adlı kızımız, günün birinde ortadan kaybolur ve günlerce gözükmez. Bu hep yaptığı şey olduğu için başta garipsenmese de zaman geçtikçe herkes onu merak etmeye başlar. Her gidişinden önce sevdiklerine gittiği yer hakkında birkaç ipucu bırakmayı seven Margo, bu gidişi de boş geçmez! Esas oğlanımız Quentin ise bu ipuçlarını fark eder etmez, Margo'nun peşine düşer. Tek başına da değil üstelik, en yakın arkadaşlarıyla birlikte. Asıl film burada başlıyor diyebiliriz. Başta aman tipik yolculuk, sıkıcı olur mu diye korkuyordum ama kesinlikle olmadı. Aksine uzun zamandır gülmediğim kadar güldüm bazı sahnelerde. Çok eğlenceli bir yolculuk oldu, hiç sıkılmıyorsunuz yani. O zamana dek okul-ev ikilisini aşamamış, derslerine yoğunlaşmış ve belki de bir şeyleri eksik yaşamış arkadaşlar için çok önemli bir anlamı var bu gezinin. Lise hayatları bitmeden önce birlikte oldukları "son" gezi belki ama onlar için bir de "ilk" taşıyor. İlk kez böyle bir çılgınlığa kalkışmışlar çünkü. Filmin bazı yerlerinde çok güldüm, gerçekten kahkaha attıracak sahneler var. Yer yer durgunlaştığı doğru ama tam siz "Of!" diyecekken tempoyu yükseltiyor. Aksiyon, fazla hareket yok filmde ama yine de akıyor. Çok da güzel şarkılar seçmişler film için.

Margo esas karakter gibi gözükse de, tüm film boyunca görmüyoruz onu. Hatta yol boyunca neredeyse hiç görmüyoruz. Yani Margo aslında bir amaç değil de sizi filmin anlatmaya çalıştığı şeye ulaştıran bir araç konumunda. Margo bulunuyor mu? Bulunduysa, sonra neler oluyor? Bu soruların cevapları için filmi izlemelisiniz. :) Gerçekten hiç sıkılmayacağınız, kendi öğrencilik hayatlarınızdan da bir şeyler bulacağınız, arkadaşlığın değerini tekrar anlayacağınız ve bonus olarak da çok güzel müzikler dinleyebileceğiniz bir film olmuş. Emin olamadığım Cara ise, beni şaşırttı. Role gerçekten çok iyi uymuş. O gizemli hava hem fiziken hem ruhen çok iyi uymuş kendisine. Nat Wolff da çok iyi bir iş çıkarmış. John Green filmlerinin gediklisi oldu zaten. :) Diğer oyuncular da uyumluydu, Ben karakterine bayıldım. Renk katmış filme kesinlikle! Aaa bu arada; asıl bomba! Filmin bir yerinde karşınıza harika biri çıkıyor! İzleyenler şu an gülümsüyordur eminim, izlemeyenler de bu merakı gidermek için izlemeli. :)

Filmin sonunda -ki bunu kitapta da yer yer düşünmüştüm- e bunca yol ne içindi tarzı bir düşünce geçti kafamdan, itiraf edeyim. Ama bütünü düşününce eleştiremiyorum da fazla. Çünkü anlatılmak istenen için uyumlu bir son olmuş. Son sahne özellikle duygulandırıyor. Kısacası, tam bir yaz filmi olmuş bana kalırsa. Tabi genel yaz filmlerinin aksine boş bir film de değil. Herkese kafa dağıtmak için rahatlıkla tavsiye edebileceğim bir film. Unutulmaz olmadığını ekleyeyim tabi. Hani harika vs. değildi ama gayet keyifliydi ve düşündürücüydü. Bir "Aynı Yıldızın Altında" kadar beğenmedim ama yine de iyi bir iş çıkarmışlar. Filmin IMDB sayfasına gitmek isteyenler, tıklasın. Bakalım diğer JG kitapları da film olacak mı? "Alaska'nın Peşinde" olacak diye biliyorum ama haber çıkmadı henüz.

Umarım herkesin bayramı çok güzel geçiyordur. Havalar biraz dengesiz olsa da -gece gündüz farklı- bu son rahat günlerin keyfini çıkarmak gerek. Filmi izleyenler lütfen yorum bıraksın, beraber tartışalım. Bloguma üye olursanız, ayrıca çok sevinirim. Umarım, ben de artık daha düzenli bir şekilde paylaşabilirim yazıları. Yakında birkaç film-dizi yorumu daha gelebilir. Okuduğunuz için çok teşekkürler, sonraki yazıda görüşürüz! :)

Puanım: 3/5

Son olarak, filmde çalan sevdiğim bir şarkıyla yazıyı noktalıyorum:

0 yorum: