MARSLI (THE MARTİAN) KİTAP YORUMU

18:20 Asena Günkaya 0 Comments

Herkese uzu...n bir aradan sonra yeniden merhaba! 3 ay olmuş son yazımı yazalı, bu kadar olduğunun inanın ki farkında bile değildim. Baya baya boşlamayı bırak unutmuşum buraları. Bu yaz çok değişik ve pek de iyi olmayan bir yazdı benim için, bu da etkili oldu tabi. Yazımın yarısı bütlerle, kalanı da kendimi toparlamak ve oradan oraya gitmekle geçti. Evde pek kalmadım. Son iki haftadır falan ise tam tersi sürekli evdeyim, toplam 3 gün evden çıkmamışımdır belki. Bu sürede neden yazı yazmadın?" derseniz ise, hiçbir cevabım yok. Resmen boşluk ötesi bir dönem içindeyim. Uyku düzeni sapıttı, öğlen kalkar oldum, ne bir film-dizi izledim ne bir kitap okudum. (ki tonla izlemem-okumam gereken şey var). Boş boş pc başında "vakit öldürüyorum" kısacası. Bugün artık bu gidişatı durdurmak için kendimi zorladım. Neyse ben yine lafı uzattım, çoğunuzun belki ilgisini çekmeyecek şeylerden bahsettim. Kısacası, uzun bir aradan sonra sonunda buradayım ve gerçekten çok mutluyum yazı yazabildiğim için tekrar. Ara sonrası ilk yazım da, yazın okuduğum çok az kitaptan biri olan "Marslı" üzerine olacak. Hazır filmi de kapıdayken, artık bir yorum gireyim dedim ben de.
Yazar: Andy Weir
Sayfa Sayısı: 416
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Yayınevi: İthaki Yayınları
Çevirmen: Emre Aygün
Film haklarını alan firma: 20th Century Fox

Öncelikle şu kapağın güzelliğine bakar mısınız? Mükemmel bir kapak olmuş bence. Gerçek bir görüntü olduğunu da belirteyim bilmeyenler için. Kitabı merakla aldım ve okuyup da beğenmeyen çıkmaması üzerine daha da büyük bir merakla okumaya başladım. Pek evde kalmadığım için, kitap elimde baya süründü malesef. Kısa sürede bitiremedim. Ama hani "Şimdi ne olacak?" dercesine bir aksiyon ve heyecan bulmadığım için, çok da sorun oldu diyemem açıkçası. Kitap; Mark adlı Nasa'da çalışan bir botanistin bir uzay yolculuğu sırasında arkadaşlarıyla birlikte dönememesini ve Mars'ta tek başına kalmasını anlatıyor. Bu durumla nasıl başa çıktığını, kurtulmak için neler yaptığını okuyoruz kitap boyunca. Yani neredeyse kitabın %70'i tek bir karakter üzerinden gidiyor, bunu bilerek alın. Tabi belli noktadan sonra başkaları da devreye giriyor ama çoğunlukla Mark ve düşüncelerini-yaptıklarını okuyoruz. Başta bu durum beni korkutmuştu, kesin sıkılırım diyordum açıkçası ama yanıldım. Mark öyle bir karakter ki, okurken sıkılmak çok zor. Ayrıca olaylar da sürekli değiştiği için, her sayfada yeni bir şey okuyoruz. Bu da sıkılmayı önlüyor bence.

Mark, gerçekten okuduğum en farklı karakterlerden biri. En komiği olduğu konusunda ise eminim. Kitapta yazarın çizdiği bu ironik yolu da çok sevdim. Adam belki de kurtulamayacağı bir durumun içinde ama hala kendi kendine eğlenebiliyor. Durumuyla dalga geçebiliyor. Bunu bazı noktalarda haff abartı bulduğumu söyleyeyim, neredeyse Mars'ta tek başına kaldığını unutacaktım okurken ama genel olarak çok iyi olmuş fazla karalar bağlatmaması karaktere. Mark'ı geride bırakmak zorunda kalan ekibin pişmanlık ve iç çekişmeleri yeterince üzücüydü zaten. Botanist olmasının getirilerini sonuna kadar kullanıyor Mark ve Mars'ta kimsenin yapamadığı birçok şeyi başarıyor. Tarla bile hazırlıyor adam daha ne olsun! Çok zeki ve hızlı düşünen, panik anlarında sakin kalabilen bir karakter. Yer yer o da korksa da en azından bunun kendisini ele geçirmesine izin vermiyor.

Aslında anlatılacak fazla da bir şey yok. Mark'ın Mars'taki maceraları şeklinde özetlenebilir kitabımız. Açıkçası, bazı yerlerde gerçekten sıkıldığımı itiraf etmeliyim. Birkaç sayfa resmen akmadı, ara verdim. Çünkü, çok fazla bilimsel terim var kitapta. Tabi bu kitap için çok normal bir durum ama belki bir tık azaltılabilirmiş bence. Ya da daha açıklayıcı bir şekilde yazabilirmiş yazar. Çoğu şeyi anlamadım açıkçası okurken. Ben de detayları bırakıp, resmin bütününe bakmaya çalıştım ve o şekilde çok daha fazla keyif aldım kitaptan. Bu durumu saymazsam, oldukça akıcı bir kitap zaten. Diğer karakterler de özgün ve eğlenceli karakterler. Onların neler yaptığını okurken de hiç sıkılmadım. Bir de yazarı tebrik etmem gerek, her ayrıntıya değinmiş. Gerçekten ince düşünüp hazırlamış kitabı. Birçok yerde Mark'ın özgüven ve sakinliğine hayran kaldım. İnsan ister istemez "Ben olsaydım ne yapardım?" diye düşünüyor ve muhtemelen benim sonum hiç iyi olmazdı. :) Astronotların hayatları hakkında da düşünmeye itiyor kitap sizi. Biz nelerle uğraşıyoruz, onlar nelerle uğraşıyor dedim kitap boyunca. Farklı yaşam tarzları.. Bu kadar şeyden bahsedip, çevirmenden bahsetmemek olmaz. Gerçekten okuduğum en iyi çevirilerden birine sahipti kitap. Mizahı harika aktarılmış, o bilimsel terimler çok iyi çevrilmiş. Gözüme batan bir yer dahi yoktu, tebrikler Emre Aygün'e gitsin. :)

Kitabın sonunu daha farklı bekliyordum. Hayal kırıklığı değil ama hani o kadar okuduğumuz şeyin bir sonuca bağlanmasını isterdim. Bir çeşit bağlandı ama okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaktır. Okurken uzay, Nasa ve Mars hakkında birçok yeni bilgi de öğrendim. Bu açıdan öğretici de bir kitap olmuş. Toparlamam gerekirse, keyif alarak okuduğumu ve Mark gibi bir karakterle tanıştığım için çok mutlu olduğumu söyleyebilirim. Bol bol güldüm kitapta, Mark sizi çok eğlendirecek. Akıcı ve bilgilendirici bir kitap. Tek karakter olması sizi korkutmasın. Filmi de çok yakında vizyonda olacak ve merakla bekliyorum. Siz de filmden önce bir şans verin kitaba derim. :) Hatta izlemeyenler için fragmanı altta paylaşıyorum:
Sonunda aylar sonra bir yazı yazdım! Kendimle gurur duyuyorum şu an! :) Yazacak şey de çok aslına bakarsanız. Birkaç kitap alışverişim oldu, onları topluca yazarım belki. Bu ara yine yayınevleri atakta! Emmy Ödülleri geçtiğimiz gece sahiplerini buldu ve GOT bir rekora imza atarak tam 12 ödülü evine götürdü! Şikayetçi değiliz tabi. :) Emmy için ayrı bir yazı yazmayacağım sanırım, zaten töreni de izlemedim bu yıl. Kazananları öğrenmek de bir tık uzakta. :) Yaz boyu izlediğim -az sayıda- filmin yorumları da gelecek yakında. Umarım bu yazı başlangıç olur ve üşenmeden yeni yazılar hazırlayabilirim. Bayram arasında belki yazamam ama sonra yine buradayım. Röportajlar sanıyorum ki bitişe geldi ama bir bakacağım yine, belki son 1-2 sürpriz olabilir. :) Ayrıca, sizlere çok yakın olmayan bir zaman için güzel bir çekiliş düşündüğümün de haberini vermiş olayım. :)

Tüm yazıyı okuduysanız, kocaman teşekkürler ve tebrikler! Okumayanlara da teşekkürler, yorumları bekliyorum. Yorum oldukça insanın daha çok yazası geliyor. Bloga üye de olursanız çooook sevinirim, hatta arkadaşlarınıza "Şöyle üşengeç bir kız var burada." falan derseniz. :) Malum, ben bu üşengeçlik ve düzensizlikle 5 yıl geçse 200 takipçiyi aşamam gibi. :) Ayrıca beni sosyal medyalarda da takip etmeyi unutmayın, oldukça aktifim oralarda. Facebook sayfamı da daha aktif hale getirebilirsem iyi olacak. Her neyse. Şimdiden herkese harika bir bayram tatili diliyorum, sonraki yazıda görüşürüz! :)

Puanım: 4/5

Son olarak, bu ara çook severek dinlediğim keyifli bir şarkıyı da paylaşmak istiyorum sizinle. Yaza veda etmeye hazır değilim hala. :( İzmir hala yaz ama havalar değişmeye başladı birkaç gündür. Bu şarkı da benim gibi yazı bırakmak istemeyenlere gelsin:

0 yorum: