X-Men: Days of Future Past / Bryan Singer

18:17 Asena Günkaya 0 Comments


"Marvel" evrenine hayran ve her zaman X-Men'i ayrı bir yerde tutan biri olarak, filmi izledikten sonra yukarıdaki gibi dolaşmam gayet normal. :) X-Men'i, daha çizgi filmini izlerken sevdim ve her filmini de sabırsızlıkla bekliyorum. İlk filmden bu yana çok şey değişti ama yine de filmler her zaman belli kalitede oldular bence. Özellikle yönetmen olarak Bryan Singer'ın olduğu filmlerde çıta daha da yükseliyor. Bu filmin de yönetmeni olacağını duyduğumuzdan bu yana, ayrı bir heyecanla bekler olduk. Kendisinin üçüncü X-Men filmi. Wolverine'i saymazsak. Filmin senaristliğini; Simon Kinberg ve Jane Goldman ikilisi üstlenmiş.



Kısaca filmin konusundan bahsedecek olursam; adından da anlaşılacağı üzere, geçmiş ve gelecek birleşiyor. Ekibimizin başı büyük belada ki bu öyle kaçınılmaz bir durum ki Magneto&Xavier bile işbirliği yapıyor, düşünün. Bu beladan kurtulmanın daha doğrusu buna engel olmanın tek yolu da, belaya sebep olan olayın olmasını engellemek. Yani bildiğiniz geçmişe gidiyoruz!!! Filmin konusunu öğrendiğimde, şu ana kadarki filmlerden farklı bir X-Men olacağını tahmin etmiştik çoğumuz.. Bu belayı engellemek de popülerliği gittikçe artan Wolverine'e düşüyor. Yaraları iyileşebildiği için, bu yolculuğa ancak kendisi katlanabilir. Film temel olarak bunu anlatıyor ve bize "Geçmiş gerçekten değişebilir mi?" yi sorgulatıyor. Filmin içinde, birçok şeyi sorgularken buluyoruz kendimizi zaten.

Filmin en güzel yanlarından biri de, eski kadroyu ve yeni kadroyu birlikte görebilmemiz. İki zaman diliminde geçtiği için, tüm sevilen karakterler az-çok yer alıyor. Filmdeki en önemli isimlerden biri de, Mystique. Bahsettiğim olay onun etrafında geçiyor ve çok önemli bir noktada duruyor. Jennifer Lawrence da rolü büyük bir başarıyla canlandırıyor. Wolverine geçmişe dönüyor dönmesine ama zaman kısıtlı ve işi de hiç kolay değil. Geçmişte, kendini her şeyden vazgeçmiş ve güçleri olmayan Charles ile karşı karşıya buluyor ve onu ikna edebilecek tek kişi kendisi. ( Burada hafif bir spoiler verdim ama favori sahnelerimden biriydi filmdeki.) :)


Oyuncu kadrosu gerçekten çok geniş. Michael Fassbender, genç Magneto rolü için biçilmiş kaftan kesinlikle! O sert, kendinden emin duruşun hakkını çok iyi veriyor. Yine yapacağını yapıyor filmde ve kendini gösteriyor ama yine de ondan nefret etmek mümkün mü? Jennifer Lawrence'ın başarısını zaten söyledim. Filmin en iyilerinden biri de, kesinlikle Quicksilver rolüyle Evan Peters. Kısa bir sahnesi olsa da, tüm ilgiyi üzerine çekiyor. Mutfak sahnesi, favorilerimden biri ve çok iyi düşünülmüş bir sahne. Peters rolü o kadar iyi canlandırmuş ki, Avengers 2'deki Quicksilver'ın ne yapacağını daha da merak eder oldum. Bu arada; daimi X-Men takipçileri için filmde oldukça ayrıntı mevcut. Kaçırmamak için dikkat gerek. Quicksilver ile Magneto arasındaki bağlantıya değinildiği kısım da bunlardan biriydi ve çok hoşuma gitti düşünülmesi.  Kitty rolündeki Ellen Page'i de çok beğeniyorum bu rol ile. Çok kritik bir rolü vardı onun da. AMA AMA AMA, filmin benim için yıldızı kesinlikle James McAvoy! Charles Xavier rolünü oynamıyor, adeta yaşıyor. Duygu geçişlerini çok iyi yansıtmış, Raven ile konuştuğu sahneleri ayrıca çok beğendim. James McAvoy'u zaten beğenirdim ama bu film ile gözümde ayrı bir seviyeye çıktı. Çok başarılı buldum ve tebrik ediyorum. :) Sonraki filmde neler yapacağını sabırsızlıkla bekliyorum!



Bu arada, eski oyuncuları da unutmamak gerek. Ian McKellen ve Patrick Stewart yine çok iyiler, hep çok iyiler, iyi ki bu role seçilmişler. :) Patrick Stewart, muhteşem bir Charles!! Eski oyuncuları daha fazla görmeyi isterdim ama. Bu da eleştirdiğim ender noktalardan biri. Charles, Bobby ve özellikle de Storm'u daha fazla izleyebilseydik keşke. Çok azdı sahneleri. Hele Storm, saniye gözüktü sadece.. Tabi filmin sonundaki muhteşem yeri saymıyorum. :))

Filmin sonu demişken, sonu gerçekten MUHTEŞEM! Birçok X-Men hayranını sevince boğacak bir şey oluyor ama şimdi bu sahneden sonra, diğer filmi nasıl bağlayacaklarını aşırı merak ediyorum. Her şey çorba oldu kafamda açıkçası. "O oldu mu? Yoksa şimdi olmadı?" gibi sorularla doluyum ama umarım son sahne aynı şekilde devam eder sonraki filmde de. Özellikle Jean'i görünce sevinç çığlıkları attım salonda! :) Bu da spoilere girdi ama neysee... 


Sonuç olarak, kesinlikle Marvel'in en iyilerinden biri olmuş film. En iyi X-Men filmi denebilir hatta. Oyuncu kadrosu bile yetiyor izlemeye. Senaryo da böyle karışık bir filme rağmen gayet iyiydi bence. Görselliğe zaten değinmeye gerek görmüyorum. Yalnız; malesef finallerden dolayı geç izlediğim için, 3D izleyemedim. O halde nasıl olduğu hakkında bir fikrim yok yani ama bazı sahnelerin çok daha etkileyici olacağı kesin. Yine de, o kadar abartılacak bir şey yoktur diyerek kendimi avutuyorum. :) Filmle ilgili ufak tefek eleştirilerimden ikisi de şu; "First Class"da olduğu gibi bir "patlayıcı sahne" olmaması ve bazı yerlerde kurgunun çok karışması. Bazı yerler sanki cevapsız kaldı, hızlı geçildi gibi geldi. Ama bunları saymazsak, sonuna kadar tatmin olmuş bir şekilde ayrılacaksınız salondan. Aranızda hala X-Men ekibi ile tanışmayan varsa ki bu devirde kaç kişi kalmıştır bilmiyorum, NE BEKLİYORSUNUZ? Hemen bulup izleyin diyorum! Çok güzel bir maceradan mahrum kalıyorsunuz! Biz daimi izleyicilere de, sonraki filme kadar sabır diliyorum! Zira o sondan sonra sabretmek çok zor!! :)

Baya filmi anlatırmışım bıraksanız. :D Çok sevdiğim bir seri olunca çenemi tutamadım. Umarım sabırla ve keyifle okursunuz. Çok yakında, "Maleficent" yorumumu da yayınlamayı planlıyorum. Beklemede kalın! :) Son olarak; filmin imdb sayfasına ulaşmak isterseniz, tıklayınız.

Bu arada, bloglovin'den takiplerinizi bekliyorum! Ayrıca e-mail yoluyla veya yan taraftaki bu siteye katılın kısmından da yazılarıma ulaşabilirsiniz. :)

0 yorum: