Cuma İzlemesi Önerisi / BEGİN AGAİN

18:46 Asena Günkaya 0 Comments

Herkese yeniden merhaba. Bu ara pek kitap okuyamadığımı söylemiştim sanıyorum. O yüzden malesef bu ara pek kitap yorumu da yapamıyorum. Okuyup yorumlamadığım çook kitap var aslında ama bazılarının ayrıntılarını unuttuğum için yazmak istemedim. Diğerlerini belki yazmaya başlayabilirim ama yakında. Her neyse. Bugün, uzun zaman önce başlattığım yeni seriye bir yazı gelsin dedim. Aslında seri değil ama bir yazı dizisi diyelim. Hazır bugün de Cuma olunca, size bu gece izleyebileceğiniz bu tatlı filmden bahsedeceğim. :)

Bu tatlı film: Begin Again. Bu filmi en iyi anlatan kelimelerden biridir bence tatlı. Çünkü çok tatlı, çok sıcak, tam böyle haftanın yorgunluğunu size unutturacak ve kafanızı boşaltacak bir film. Bence tabi. John Carney yönetmenliğinde çekilen, 2013 yapılı bir film. Küçük bütçeli -bağımsız diyebileceğimiz- bir filme göre büyük bir yankı uyandırmıştı ve çok duyulmuştu. Sevmeyen pek görmedim ama az da olsa vardır elbet. Başrollerinde Keira Knightley ve Mark Ruffalo gibi iki çok sevdiğim oyuncu var. Bu ikilinin kimyası çok iyi tutmuş, çok doğal bir ikili olmuşlar. Filmde, Dan isimli bir yapımcının uzun süredir aradığı gibi bir yetenek bulamadığını ve bu yüzden işinin çöküşe geçtiğini görüyoruz. Patronu ise daha "modern" seslere yönelmelerini istiyor. Tam bu süreçte Dan, esas kızımız Gretta ile karşılaşıyor ve uzun süre sonra tekrar o "müzik aşkı"nı içinde hissediyor. Gretta da çok yetenekli bir söz yazarı ve şarkıcı. Erkek arkadaşı Dave onun yazdığı sözlerle çok ünlü oluyor ve ister istemez kızımızı ihmal ediyor. Kendisini şöhrete kaptırıyor ve Gretta da kendi yoluna gidiyor sonunda. Tam bu sırada da Dan ile karşılaşıyor. Bu arada, erkek arkadaş rolünde Adam Levine var. Az ama önemli bir rolü var filmde ve ben gayet beğendim açıkçası. Oyunculuğu kotarmış, hiç de yabancı durmuyor. Onun sesi filmi güzelleştiren en önemli etkenlerden biri zaten. :) Hatta şunu da belirteyim: Lost Stars şarkısıyla Oscar'a da aday oldu kendisi. Gecede bir de performans sergiledi.
Daha sonra, Dan Gretta'ya bir iş teklif ediyor ve ona albüm yapmak istiyor. İkisi büyük bir hevesle işe koyuluyor ancak her şey bekledikleri gibi gitmiyor. Günümüzde müziğin gittiği baskın yönelime karşı çıkan bir ikili sonuçta onlar. İşte film boyunca da biz onların albüm aşamalarını, bir yandan da ufaktan hayatlarını görüyoruz. Çok akıcı bir film demek istemiyorum, çünkü bence değil. Ama kesinlikle birkaç yer -belki- hariç hiç sıkmıyor. Sadece biraz temposu yavaş bir film. O da bir olay değil de daha çok duygu-durum filmi olduğunu düşünürsek normal. Tabi genelde hızlı akan filmleri sevenler belki sıkılabilir ama müzikleri için bile değer bence izlemek. Filmin soundtracki zaten en iyi kısmı. Çok çok iyi, hala severek dinliyorum bazı şarkıları. Çok doğal, hayatın içinden bir film olmuş. Filmdeki manzaralar ve çekim tekniği gayet güzel. Oyunculuklar iyi ve ekip uyumlu. Yan rollerdeki isimler de uyum sağlamış hemen. Filmin sonu da şaşırtıcıydı bence. Öyle büyük bir şey olmuyor ama olan şeyi beklemiyorsunuz gidişten. Ama güzel olmuş. :) Tam bir "Cuma gecesi" filmi kısacası.
İzleyenlerin yorumlarını bekliyorum. Siz de sevdiniz mi benim gibi yoksa sıkıcı mı buldunuz? Fimdeki en sevdiğiniz şarkı ne? Bu yazı sayesinde izlerseniz de lütfen yorum bırakın. Benim bu tarz filmleri seven herkese önerebileceğim, sıcak bir film. IMDB sayfasına gitmek isteyenler, tıklasın. Aslında bu yazıyı daha önce yazmayı amaçlamıştım ama ne yazacağımı bilmiyordum. Bu filmi anlatmak istediğimde de, Cuma önerisi olması için bugünü bekledim. Umarım, keyifle okumuşsunuzdur. Filmdeki en sevdiğim iki şarkıyı da aşağı ekliyorum, filmi izlemeseniz bile şu şarkıları bir dinleyin lütfen. Bloga üye olmayı ve sosyal medyalardan da takip etmeyi unutmayın! En kısa zamanda yeni yazılarla görüşmek üzere! :)

0 yorum: