Gözlerindeki Canavar / J.M.Darhower

11:35 Asena Günkaya 0 Comments

Hepinize yeniden merhaba! Bu aralar blogda yazacak şey bulmak konusunda ciddi sıkıntı çekiyorum. Konu bulamıyorum. Çok fikrim var ama bir türlü bir temele oturtamıyorum. Sizin önerilerinize ihtiyacım var o yüzden. Blogda okumak istediğiniz şeyleri söylerseniz çoook sevinirim. :) Birkaç gün öncesine kadar "Ruhumdaki Canavar"ı okuduğumu beni Instagram'dan takip edenler biliyordur, etmiyorsanız aynı adla (ortaboypopcorn) beni orada bulabilirsiniz. . İlk kitabı okuyalı baya oldu ama bloga yorum girmemişim nedense. Madem öyle, ben de ikinciden önce ilk kitabı yorumlayayım dedim. Aslında tek yazıda ikisini de yazacaktım ama sonra ayrı ayrı daha ayrıntılı ve güzel bir şeyler ortaya çıkar diye düşündüm. Yazı da malesef sarktı, bir türlü yazamadım. Kısacası; bugün çok konuşulan, çok tartışılan kitap "Gözlerindeki Canavar" yorumu ile buradayım.
Kitap, hayatı boyunca sürekli yer değiştirmek zorunda kalmış ve annesi tarafından adeta bir kozanın içinde büyütülmüş bir kızın üniversiteye girişiyle birlikte tek başına kalmasını ve ayaklarının üzerinde durmasını anlatıyor. Tabi, tanıştığı yeni insanlar kitabın esas konusu denilebilir. :) Karissa ile Ignazio Vitale'in yolları, bir gün bir şekilde kesişir. Vitale; Karissa'nın deyişi ile Naz, oldukça karanlık, gerçekten korkutucu ve karanlık işlere bulaşmış biridir. Daha önce okuduğunuz kötü çocukları falan unutun. Naz, gerçekten kötü ve çocuklukla yakından uzaktan alakası yok. Ne istediğini hep bilen, kendinin farkında olan ve sevdiği kadının bile onu değiştirmesine izin vermeyen biri. Kendi içinde çok çelişkileri olan bir adam aslında. Dışarıdan görünen o sert ve soğuk görünümün altında, Karissa'nın yanında çok ilgili ve kibar. Adeta bir beyaz atlı prens! O yüzden, kitabın kapağındaki yazının kitaba cuk diye oturduğunu düşünüyorum. Karissa, henüz kendini çözememişken, Vitale hayatına bomba gibi düşüyor ve feci bir şekilde tutuluyor. Bırakması gerektiğini biliyor ama bırakamıyor. Bir süre sonra da kendini tamamen bırakıyor, direnmekten vazgeçiyor zaten ama zihninde hep bir düşünce yumağı hakim. Daha ileriye gitmeden burada kesiyorum konu anlatımını, ilerisi spoiler olabilir çünkü. Yani, ikisinin karşılaşması ikisinin de hayatını geri dönülmez biçimde değiştiriyor ve ondan sonrası olaylar olaylar..

Bu arada, ikilinin arasında oldukça fazla bir yaş farkı olduğunu da söyleyeyim. Açıkçası, bana da bu fazla geldi. Keşke bu kadar olmasaydı diye düşündüm. Ama şu da var ki; eğer Vitale bu yaşta olmayıp Karissa'dan en fazla birkaç yaş büyük biri olsaydı, bu kitap böyle bir kitap olamazdı. Vitale'in o yaşanmışlıkları, şu anki kafası olmazdı. Kısacası, bambaşka bir kitap olurdu. Ayrıca, okurken yaş farkı hiç hissedilmiyor. Karissa da yaşına göre oldukça olgun bir karakter. E birlikte sinemaya, konsere giden çiftlerden olmadıkları için de yaş farkını unutuyorsunuz okurken. Kitap, ilk çıktığı günden beri çok eleştiriler aldı biliyorsunuz. Bir kısmına belki hak veriyorum diyebilirim ama abartıldığını da düşünüyorum kesinlikle. Artık yayın dünyası gerçekten değişti, her çeşit şeyi okur olduk ve Vitale'e gelesiye kadar neler okuduk neler basıldı yani. Birkaç bölüm dışında, neredeyse genç yetişkin tadında ilerleyen bir kitap aslında. Ayrıca, yazar bu şekilde düşünmüş ve kaleme almış ve yayınevinin de bunu değiştirmeden sunması çok güzel. Okumak istemeyen, etkileneceğini düşünenler zaten okumaz. Neyse, fazla derinlere girmeyeyim. :)

Karissa'nın en yakın arkadaşı -adını unuttum- var ve Karissa'dan tamamen farklı. Çok uçarı bir kız. Karissa'nın annesi, gerçekten az geçse de kitap için kilit bir karakter. Öyle diyeyim. Babası, Karissa çok küçükken onları terk etmiş. Öyle biliniyor en azından. ;) Vitale'nin babası gibi sevdiği ve çok değer verdiği, onun bu noktaya gelmesinde katkıda bulunmuş kötülerin kötüsü bir Ray var ki en sevmediğim karakter oldu benim. Aslında çok büyük bir kötülüğü olmasa da, çok acımasız ve karanlığa her anlamda dalmış bir karakter. Kendi çıkarlarını her şeyden ve herkesten önde tutuyor. Bunun gibi yan karakterler de var kısacası ama kitabın %80'inde Naz&Karissa okuyoruz. 

Kitapta; Vitale'in özgünlüğünü çok sevdim. Önceden dediğim gibi, gerçekten kitap boyunca hiç değişmiyor. O, kızı tanıyınca yumuşayanlardan değil. Kaba da değil tabi, yanlış anlaşılmasın. Adamdan etkilenmemek mümkün değil zaten. İlk kitapta gerçekten hayran olunacak şekilde yazılmış ama ikinci kitabı da okuduğum için, eski aşkım yok. Onu da o zaman yazarım. Çok akıcıydı, çok keyifliydi kitap. Genelde az mekan olsa da ve çoğunlukla iki karakter olsa da, hiç sıkmıyor. Bol bol merak duygunuzu körükleyecek şey oluyor. Kitap bir bilmece gibi, sonuna yaklaştıkça parçaları birleştiriyorsunuz kafanızda. Beğenmediğim, çok bir şey yok açıkçası. Yaş farkını da çok sayamayacağım. Belki Vitale'in yaptıkları ile ilgili sevmediğim şeyler var diyebilirim ama sonuçta her şeye rağmen Vitale öyle biri. Şunu söyleyebilirim ama kitapta biraz daha eğlenceli diyaloglar olabilirdi. Tamam o tarz bir kitap değil ve Vitale hiç öyle biri değil ama yine de eğlenceli birkaç sahneye hayır demezdim. Birbirleriyle konuşurken bile şaka yapmıyorlar neredeyse.

Ayrıca, kitabın çevirmeni Arzu Altınanıt'ı buradan tebrik ediyorum. Kusursuz bir çeviri yapmış ve her şeyi çok güzel aktarmış. Diğer kitapta da bu aynı şekildeydi. Aslında iki kitap olacak diye biliyorduk hepimiz ama ikinci kitabı okurken seri devam etmeli, eksik şeyler var diyordum ki Yabancı Yayınları'ndan üçüncü kitabın geleceği haberi geldi. Kitabın yurtdışı kapağı da paylaşıldı hatta. Gayet uyan bir kapak diğer ikisine. Baya merak ediyorum onu da. Yabancı Yayınları demişken, kitabın baskı kalitesi çok güzeldi. Ve kapağı da orjinal çıkarmaları çok güzel olmuş. Genelde cilti oluyor artık çoğu kitapları ama bunlar ciltsiz. Yine de, kalteli bir kapak var. Zaten; gerek çıkardıkları kitaplar gerek de baskı kaliteleri ve gösterdikleri özen ile, en sevdiğim yayınevi olma yolundalar! İkinci kitabı da bitirdim, onu da tabi yorumlayacağım en kısa sürede. İlkine göre daha uzun bir yazı bile olabilir.

Okuduysanız siz nasıl buldunuz? Beğenmediğiniz şeyler var mıydı? Ben yine kaptırıp bir destan yazmışım. Tümünü okuyanlara valla bravo! :) Tatil bitti -tatilde olanlar için tabi-. Umarım, çok güzel geçmiştir herkesin tatili. Çok çabuk geçti, bir şey anlamadım 2 haftadan. Ben tatilde değilidim zaten. Size bir şey sormak istiyorum ayrıca. Kesinlikle prof. falan değilim ve öyle sürekli makyaj yapıp, ürün almıyorum ama yine de seviyorum makyajı ve ürünleri kurcalamayı. İlgim var. Hani makyaj blogu gibi olmayacak burası ama arada "diğer" kategorisine birkaç şey yazsam mı diyorum. Veya instagramdan paylaşsam mı? Ne dersiniz? Bu konuda çok kararsızım, lütfen yardım edin! Bu uzuuuun yazıyı okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Snapchat ve instagram'da bu sıralar oldukça aktifim, beni instagramda blog adım ile snapchat'te ise "asenagunkaya" adı ile bulabilirsiniz. Herkese keyifli günler! :)

Puanım: 5/5

0 yorum: