Ayın Klasiği / Uğultulu Tepeler-Emily Bronte

21:10 Asena Günkaya 2 Comments

Herkese selam! Vizelerimin bitmesiyle, sosyal hayata ve bloguma geri dönüyorum sonunda! Çok mutluyum bu yüzden. :) Fazla aksattım burayı. Babaannemin vefatı sebebiyle Şubat ayının klasiğini yazamamıştım, Nisan ayını da vizeler nedeniyle yazamadım. Bu sebeple özür diliyorum bekleyenlerden..

Bu ay için seçtiğim klasik; Emily Bronte'den Uğultulu Tepeler. 


{ Birbirlerine aşık olan, ama zaman içinde farklı yerlere sürüklenen bir çiftin çocuklarının da birbirlerine aşık olmaları ile iyice sarpa saran bir/birçok aşk öyküsü… Romantizm akımının önemli temsilcilerinden biri olan "Uğultulu Tepeler" kimsesiz Heatcliff ve birlikte büyüdüğü Cathy'nin nefretle beslenen ölümcül ve ölümsüz aşk hikayesini anlatıyor. }

Evet. Romanımızın konusu temel olarak bu. Alışık olduğum klasik tarzından farklı ve açıkçası daha merak uyandıran bir konusu var bence. Bu kitapla tanışmam, birçok kişi gibi Alacakaranlık Serisi sayesinde oldu. Daha doğrusu, okumaya karar vermem diyelim. Zaten biliyordum ama hiç sıra gelmemişti. Ama Alacakaranlık'ta Bella'nın tekrar tekrar okuması, baya meraklandırdı beni ve kitabı okudum. Hiç kısaltılmış falan da değildi ama hiç mi hiç sıkılmadım. Romanımız, tanıtımda da yazdığı gibi iki nesil arasındaki aşkı ve bir yandan kuşak çatışmalarını anlatıyor. Her klasik gibi, o dönemin toplumuna ışık tutmayı ihmal etmiyor. İngiliz edebiyattının en yenilikçi romanlarından biri olarak tarihe geçmiş ve zamanında çok tartışmaya sebep olmuş.

Ayrıca; eser, Emily Bronte'nin tek romanı ne yazık ki. Keşke daha fazla eser bırakabilseymiş bizlere.. Emily'nin vefatından sonra, kardeşi Charlotte eseri yayıma hazırlamış. Kitapta anlatılan, aslında bir nefret ilişkisi düz bakarsak. Ama derine indiğimizde, çok derin de bir sevgi olduğunu görüyoruz. Bu yüzden, ben kitaptan daha çok etkilenmiştim. Alışık olmadığımız tarzda bir aşk hikayesi var. Heatcliff, çok ama çok zorlu bir karakter. Belki de en katlanılmaz kitap karakterlerinden biri. Ama zaman zaman söylediği sözler, gerçekten insanın içine işliyor. Kahramanlarımızın çocuklarının da birbirlerine aşık olması ve aileleri hakkındaki gizemi zamanla çözmesi, kitabın sürükleyici olmasını sağlamış.



Kitap hakkında birçok şeyi unutsam da, unutmadığım bazı sahneler var. Özellikle kahramanlarımızın tartışma kısımları çok çok güzeldi. :) Klasik okumak isteyen ama çok zorlamasını istemeyen, aşırı derin düşüncelere daldırmayacak, keyifli bir roman okumak isteyenlere kesinlikle tavsiye edebilirim. Benim çok beğendiğim ve en sevdiğim klasikler arasına giren bir romandır. Sıkılmayacağınızı düşünüyorum. :) 

Alacakaranlık'a da böyle bir kitabı popüler kıldığı için teşekkür ediyorum buradan. Okuyanlar, nasıl buldunuz? Ya da beğenmediğiniz yönleri oldu mu? Okumayanlara da, fazla zaman kaybetmemelerini öneriyorum. Sonraki klasik yazısında -umarım en kısa sürede- görüşürüz! :)

Not: Bu ara blogda, ufak tefek değişiklikler olabilir. Bazı şeyleri düzenlemeye çalışıyorum. :)

2 yorum:

  1. Kişinin en sevdiğini seçmesi çok zor ama muhtemelen en sevdiğim roman bu. = ) Üniversitede tanıştım ve o günden beri defalarca okudum, üzerinde düşündüm. Farklı baskılarını toplayıp koleksiyon yapıyorum bir yandan da. Yorum olarak muhteşemden azını hak etmiyor. = )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de seçim yapamam ama en sevdiğim üç klasiğe girer kesinlikle! Karakterler arası ilişki hem çok tuhaf hem çok etkileyici.. Sen benden de öteye geçmişsin ama! Koleksiyon yapmak çok iyi fikir. :) Çok teşekkürler yorum için. :))

      Sil